DÜŞÜNCE

Düşüncenin ve Hakikatin Yitirilmesi ve Unutmak

08 Mayıs 2022
Felsefeye ilgi duymak, düşünmeye hazır olunduğunu göstermek iken felsefeyle meşgul olmak ise “felsefe yapıyor'' olmak veya “düşündüğümüz zannına” kapılmaktır. Hakiki anlamda düşünülen şeyin idrakine ve alanına girmek değildir. Bunun nedeni; insanların düşünülmeyi isteyen şeye yeterince yönelmeyişindendir. İnsan, düşünülmesi gerekenden ve kendisinden uzaklaşırsa düşünmeye muktedir olamaz. Düşünmeyi öğrenmek; yürümeye başlanılan yolun üzerinde kişiye sıkıntı veren soruları aceleyle görmezden gelmemek değil bilakis hiçbir icat ile bulunamayacak olan şeyi arayan sorulara yanaşmaktır. İnsanın düşünmemesinin sebebi, asla, insanın düşünülmesi gerekene yeterince yönelmemiş olması değil asıl düşünülmesi gereken şeyin kendisinden yüz çeviriyor olmasıdır.

Çelişkilerin ve Hayallerin Yazarı Dostoyevski ile Söyleşi

03 Mayıs 2022
Bu ana düşünceye göre, insanlar tabiat kanunları gereğince, umumiyetle iki sınıfa ayrılırlar: Aşağı sınıf (alelade insanlar) dediğimiz insanlar ki, biricik ödevleri, kendileri gibi bir takım varlıkların çoğalmasına yarayacak materyal vazifesi görmekten ibarettir. Bir de, kendi çevrelerinde yeni bir söz söylemek kabiliyet ve istidadını kendinde gören insanlar sınıfı. Tabii bu arada bir yığın da ara bölümler vardır. Ama bu iki sınıfın ayırt edici çizgileri oldukça keskindir. Birinci kısım, yani kendileri gibi varlıkların çoğalmasına materyal vazifesini görenler, yaradılışları icabı muhafazakâr insanlardır. Uysal bir yaşayış sürerler, boyun eğerek yaşamayı severler. Onlar böyle bir yaşayışta gururlarını incitecek hiçbir şey görmezler. İkinci sınıfa gelince, bunlar boyuna kanun sınırlarını aşarlar, kabiliyetlerine göre yıkıcıdırlar veya buna yatkındırlar.

Din, Felsefe ve Hakikate Dair

28 Nisan 2022
Özetle, felsefenin nihai hedefi, dinin ilk nedenidir. Tersinden söylemek gerekirse, dinin çıkış noktası (varoluş sebebi), hakikati bildirmek (olmak), felsefenin son durağı hakikate varmaktır (keşfetmek, bulmak). Bunun dışındaki her türlü ilişkilendirme / karşılaştırma sahte, eksik, hatalı, yanıltıcı, yanlış, art niyetli ve/veya cahilanedir.

İnsanlık ve Günah

21 Nisan 2022
Kanaatim odur ki, günah işlemeden, insanlığının şuuruna varamaz insan. Lakin günah işlemek de bir şuur işidir. Bilinçli bir tercihtir. Aksi halde, ne günah(sızlığ)ın ne de insan(lığ)ın bir anlamı ve değeri vardır. İnsan olmak, ne yapıp ettiğinin bilincinde olmak demektir. İnsan olmak, aklını, dünyanın debdebesine, nefsinin cerbezesine kurban etmemek, ruhunu, iradesinin (sübjektif, nefsin yönlendirdiği, aklın) emrine vermemek demektir. İnsan bir kez aklı yerine iradesinin hükmü altına girmeye alıştı mı, hemen her söylem ve eylemini kendisine meşru gösterecek bir savunma mekanizmasını da harekete geçirmiş olmaktadır.

Zihni Sömürgeden Azade Olanlar El Kaldırsın

08 Nisan 2022
Aslına bakarsanız dijital dünya ile oluşturulan evrensel kitle, sömürülen toplumlar arasında bir ayrım yapmaksızın aynı politik ve kültürel söylem içinde hareket etmekte. Bu süreç toplumsal farklılıkları kolektif bilinçdışını kullanmak suretiyle ortak bir potada eritebilecek güce kavuşmuş durumda. Kitle kültürüne tutunmuş her toplum ve bireyin farklı anlayış ve kabulleniş düzeylerinde sömürü düzenine müdahil olunduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bunu yadsımak ve reddetmek yerine toplumların “kendi” olabilmesi yönünde politikalar icra edilmelidir.

İbadetlerin Bir Kısım Hikmet-i Teşriiyesine Dair

02 Nisan 2022
Belki namaz, oruç, zekât gibi ibadetler teşri kılınmamış olsaydı bile bazı yüksek seciyeli insanlar bu ibadetlerden beklenen formasyona sahip olabilirlerdi. Nitekim Allah katında yegane hak din İslâm’dan başka millet ve mezheplere mensup yüksek karakterli insanlar vardır. Bunlar ruhlarında dengeyi kurabilmişler, evrenin ritmine uyarak, fıtratlarını koruyabilmişlerdir. Fakat sayıları bir elin parmaklarını geçmez. Öyleyse insanlara fıtratlarını korumalarını, “kalubela” sözleşmesini hatırlamalarını sağlayacak temrinlere ihtiyaç vardır.

Kimliksiz Merkez ya da Sen Marjinalsin Marjinal Kal

02 Nisan 2022
Bu olayda da görüldüğü üzere mevcut siyasal partilerin hem kendi düzlemlerinde hem de sosyolojik olarak hitap ettikleri seçmen profilinde ne kadar çoğulcu bir yaklaşıma sahip oldukları da şüphelidir. Üretilen siyasal dilin bir retorik olduğunu Türk seçmeni deneye yanıla öğrenmek zorunda kalacak gibidir. Ne diyordu bir büyük düşünür; “Merkezde olmak senin neyine! Sen Marjinalsin Marjinal Kal!