EĞİTİM https://www.fikircografyasi.com/ tr Havarilerini Yaratamayan İsa veya Eğitim-Öğretim Sezonumuz Üzerine https://www.fikircografyasi.com/makale/havarilerini-yaratamayan-isa-veya-egitim-ogretim-sezonumuz-uzerine <span class="field field--name-title field--type-string field--label-hidden">Havarilerini Yaratamayan İsa veya Eğitim-Öğretim Sezonumuz Üzerine</span> <div class="clearfix text-formatted field field--name-body field--type-text-with-summary field--label-hidden field__item"><p class="text-align-justify" style="border:none">Başından sonuna kadar salgının gölgesinde geçen eğitim-öğretim sezonumuz sona ermiş durumda. Tüm bileşenler için hayli zorlu geçen süreci etraflıca değerlendirmek hem yapıp ettiklerimizi gözden geçirme hem de önümüzdeki süreçte yapacaklarımızı netleştirme anlamında önem taşıyor. Ne yaptık ve ne yapmalıyız? Bu iki soruyu salgın parantezinde tüketmeyecek daha yapısal ve daha geniş ölçekli değerlendirmelere ihtiyacımız var. Zira sürekli vurgulamaya çalıştığımız üzere mevcut yapımızın salgından bağımsız şekilde performansını, talep ve beklentilerimizi karşılama düzeyini biliyoruz. Dolayısıyla zaten krizde olan bir yapının kriz halinin salgın süreciyle iyice derinleşip belirginleştiği bir olağanüstü dönemden geçtik. Kriz öncesinin bir tür norm olarak kendisini dayattığı bu gerilimli psiko-sosyal ortam içerisinde düşünsel-eylemsel ayartmalara çekince koyarak gerçekliğimize odaklanmak durumundayız. Gerçekçi olabilirsek bir mesafe alma, anlamlı çözüm(ler) imkânımınız var demektir. Aksi taktirde gerçekliğe karartma uygulayarak, gerçekliği çarpıtarak, manipüle ederek, bir takım teknik-tali problemleri ileri sürerek temize çekmeye çalışarak geçmişin kurum ve anlayışını sürdürme gayretimiz sonuçsuz kalmaya mahkum olacaktır.</p> <p class="text-align-justify"><strong>Ne yaptık?</strong></p> <p class="text-align-justify">Gelelim iki hayati sorumuza. Öncelikle “Ne yaptık?” sorusuna bakalım. Dünyayı etkisi altına alan bu salgın sürecinde eğitim-öğretim alanına ilişkin yapıp ettiklerimizi nasıl değerlendirmeliyiz? 2020 yılının Mart ayında başlayan salgın sürecinin öncü şoklarının ardından görece önümüzü görerek girdiğimiz 2020-2021 yılı eğitim-öğretim sezonunda öne çıkan en önemli husus açıkçası MEB’in yönetsel zafiyeti oldu. Her türlü senaryoya hazır olunduğu şeklindeki açıklamaların bırakın gerçeklikte karşılığının olması kamu diplomasisinin bile anlık kararla sabote edildiği kararsızlık, belirsizlik hali içinde eğitim çalışanları, öğrenci ve veliler bir tür kurumsal felce uğratıldılar. Tüm bu bileşenlerin yanı sıra genel kamuoyu algısında da eğitim-öğretimin anlamı, önemi, gerekliliği aşındı. Nihayetinde anlamlı, önemli ve gerekli olarak kodladığınız şeyin gerçekten de önemli, anlamlı ve gerekli olmasını sağlayan unsur pratiğimiz, pratiğimizin niteliği oluyor.</p> <p class="text-align-justify">İkinci önemli husus; eğitim-öğretim kurumlarımızın teknik altyapı, donanım anlamında belirli bir seviyede olmasına karşılık öğrencilerimizin büyük kısmının bu imkândan yoksun olması gerçeğidir. Bu durum doğrudan doğruya eğitime erişim ile ilgili bir problem olup üzerinde hassasiyetle durulması gerekmektedir. Tekrar altını çizelim MEB’in istatistiklerinden hareketle söyleyebiliriz ki öğrencilerimizin çok büyük bir kısmı (büyük ihtimalle üçte ikisinden fazla) uzaktan veya online eğitime katılma imkânından yoksun durumdadır. Bunun sosyo-ekonomik anlamda ne tür bir toplumsal gerçeklik imasında bulunduğu şimdilik bahsi diğer. Cep telefonlarıyla katılım göstermeye çalışan öğrencilerin (ki sisteme katılan öğrencilerin büyük kısmı bu araçla katıldılar) kullandığı aracın pedagojik uygunluğunu tartışmayı bile gereksiz görüyorum. Şu halde salgın sürecinde sosyo-ekonomik gerçekliğimiz yani öğrencilerimizin ekonomik imkânları eğitime erişim sağlayacak düzeyde değildi. MEB veya devlet bu süreçte bunu sağlayacak bir etkinlik de gösteremedi. Durum bu olunca çok az öğrencimizin eğitime erişim sağlayabildiği bir eğitim-öğretim sezonunu geride bıraktık. Eğitime erişim sağlayan öğrencilerimizin aldıkları eğitimin niteliğinin ne olduğu ise apayrı bir tartışma konusu. Zira biz yüz yüze verilmek üzere tasarlanmış bir müfredatı, yüz yüze vermek üzere pedagojik formasyondan geçmiş eğitimciler aracılığıyla sanal ortamda vermeye çalıştık. İşin bu kısmını da dikkate aldığımızda yönetsel zafiyetin, sosyo-ekonomik imkânsızlıkların kıskacında eğitim-öğretimin anlam, önem, gereklilik yitimine uğradığı ve mevcut sosyo-ekonomik eşitsizliğin biraz daha derinleştiği bir süreci geride bırakmış olduk.</p> <p class="text-align-justify"><strong>Ne Yapmalıyız?</strong></p> <p class="text-align-justify">Peki, ne yapmalıyız? Yaşadıklarımız bize ne yapmamız gerektiği hususunda çok önemli ikazlar sunuyor. Kişisel gelişim formatında kitlesel-standart çözümler dayatan ayartıcı dile karşı gerçeği görerek, gerçekliğimizle yüzleşerek yol almaya çalışmalıyız. O halde öğrencilerimizin teknik donanım, altyapı anlamında eğitime erişimlerine engel olan büyüklükte somut problemleri var ve MEB’in konuyla ilgili somut ve acil bir eylem planını hayata geçirmesini zorunlu kılıyor. İkincisi yaşanılan kriz nedeniyle oluşan eksiklikleri gidermeye dönük bir tür bardağı kovayla doldurma yaklaşımına, aceleciliğine asla prim vermemek gerekiyor. Kaş yapalım derken göz çıkaracak iş ve işlemlerden uzak durarak yumuşak bir yüz yüze eğitime geçiş planlanmalıdır. Abartarak, aşırı yoğunlaştırarak değil sadeleştirerek, basitleştirerek, açıklığa kavuşturarak ve birbirine entegre ederek yol almak gerekiyor. Eğitim-öğretimden uzak kalmanın yanında öğretmen, öğrenci, veli ve eğitim yöneticilerinin büyük bir kısmı bir tür sosyal, kurumsal blokaj altında eğitim-öğretim temalı bir cendereden geçtiler. Zorunlu eğitim kademesi ile yükseköğretimde okuyan öğrencilerimizin tümünde kayıp oluşturan bu sürecin telafisine ilişkin, yukarıdaki çekinceleri de gözeterek şüphesiz, bir destekleme programı üzerinde çalışılmalıdır.</p> <p class="text-align-justify"><strong>Neye Dikkat Etmeliyiz?</strong></p> <p class="text-align-justify">Diğer taraftan tam da bu kritik eşikte, yeniden normale dönmeye çalıştığımız şu dönemde şu gerçekliğin altını çizmekte zaruret görüyorum. Mevcut şartlar içerisinde normale dönme çabamızın kriz öncesini referans alması anlaşılabilir. Ancak başlarken değindiğim üzere normal dönemlerde beklentilerimizi karşılamayan bir yapıyı kriz sonrası için kurtarıcıya dönüştürme şeklinde bir kolaycılığa kendimizi kaptırmayalım. Türkiye’nin çok önemli ve kronik sorunlarından birisi de zorunlu, kitlesel eğitim-öğretim düzenidir. Bu düzen kodifikasyonuyla, süreç sistematiğiyle ve şüphesiz değişmeyen başarısız sonuçlarıyla problemlidir. Milli Eğitim eski bakanlarımızdan Ömer Dinçer’in ifadesiyle Türkiye’nin iki temel problemi var ve bu iki temel problem, biraz yumurta tavuk ikilemini barındırsa da, eğitim-öğretim yapımızla doğrudan ilintilidir. Bu problemlerden birincisi insan niteliğinin geliştirilmesi diğeri de yönetimin niteliğinin geliştirilmesidir. Genelde salgının insan niteliğimizin gelişimine ve yönetimimizin niteliğini geliştirmemize set çektiğini düşünüyoruz. Sanırım her iki hususta salgının neden olmasından ziyade işlevsiz durumumuzu görünür kılmasından bahsetmek daha doğru olur. Yürüttüğümüz sistemin beşeri sermayemizin gelişimine katkı sunmadığını zaten herkes kabul ettiğine göre çözümü işlevsiz sistemde aramak gibi bir yanlışlığa düşmenin bir anlamı olmasa gerek. “Havarilerini yaratamayan İsa’nın yeri tarih değil tımarhanedir” demişti Cemil Meriç. Sözü alana şu şekilde uyarlasak yerinde olur sanırım: Çözüm üretemeyen yapıları el üstünde tutup yaşatmaya devam etmek yerine sorgulayıcı bir okumanın muhatabı kılmak ontolojik bir gerekliliktir. Gerçekten bu tarz bir iddiamız varsa tabi!</p> </div> <span class="field field--name-uid field--type-entity-reference field--label-hidden"><a title="Kullanıcı profilini görüntüle." href="/yazarlar/abdulbaki-deger" lang="" about="/yazarlar/abdulbaki-deger" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="" class="username">Abdulbaki Değer</a></span> <span class="field field--name-created field--type-created field--label-hidden">Sa, 07/13/2021 - 12:18</span> <div class="field field--name-field-tags field--type-entity-reference field--label-hidden clearfix"> <ul class='links field__items'> <li><a href="/dusunce" hreflang="tr">DÜŞÜNCE</a></li> <li><a href="/egitim" hreflang="tr">EĞİTİM</a></li> </ul> </div> <section class="field field--name-comment-node-makale field--type-comment field--label-hidden comment-wrapper"> <h2 class='title comment-form__title'>Yeni yorum ekle</h2> <drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderForm" arguments="0=node&amp;1=1192&amp;2=comment_node_makale&amp;3=comment_node_makale" token="PIXs_SK56th2M-H6XD3JyMyZk8fAQ2SaOAxztopJ524"></drupal-render-placeholder> </section> <div> <div>Galeri</div> <div data-ratio="16/9" data-width="100%" data-maxwidth="100%" data-minwidth="100%" data-height="100%" data-maxheight="600" data-allowfullscreen="true" data-loop="true" data-shuffle="true" data-keyboard="true" data-click="true" data-swipe="true" data-trackpad="true" data-stopautoplayontouch="true" data-clicktransition="crossfade" class="fotorama"> </div> </div> Tue, 13 Jul 2021 09:18:34 +0000 Abdulbaki Değer 1192 at https://www.fikircografyasi.com https://www.fikircografyasi.com/makale/havarilerini-yaratamayan-isa-veya-egitim-ogretim-sezonumuz-uzerine#comments “Din Eğitiminde Yeniden Yapılanma” Raporu Üzerine https://www.fikircografyasi.com/makale/din-egitiminde-yeniden-yapilanma-raporu-uzerine <span class="field field--name-title field--type-string field--label-hidden">“Din Eğitiminde Yeniden Yapılanma” Raporu Üzerine </span> <div class="clearfix text-formatted field field--name-body field--type-text-with-summary field--label-hidden field__item"><p class="text-align-justify">&nbsp;</p> <p class="text-align-justify">Türkiye’de üzerinde en az düşünülen alanlardan birisi eğitim-öğretim alanıdır. Bunun muhtemelen en önemli sebebi herkesin kendisini bu konuda yetkin görmesidir. Malesef bir şeyin önemine, anlamına ilişkin yapılan vurguyu o şeyi bilme olarak gören çarpık bir anlayışımız var. “Eğitim çok önemlidir” dendiği zaman eğitime, eğitimin niteliğine, neliğine ve nasıllığına ilişkin çok sofistike şeyler söylendiği zannediliyor. Tıpkı adaletin önemli olduğunu söylemenin adaleti gerçekleştireceğini düşünmek gibi. Oysa bir şeyin önemli olduğunu söylemenin ardından yüksek düzeyli bir zihinsel, eylemsel mücadele gelmiyorsa “önem vurgusu” bir tür manipülasyon anlamına gelir. Nitekim bu çarpık anlayışla zehirlendiğimiz için sorun alanlarımızı çözmeyi düşündüğümüzde o şeyin önemine, anlamına ilişkin vurguyu şiddetlendirmek şeklinde bir pratiğe yol vermeyi anlıyoruz. Dolayısıyla sorunları içinden çıkılmaz hale getirerek üstelik işlevsiz klişeleri tekrarlayarak yol almaya devam ediyoruz. Cumhuriyet öncesinde eğitime dair dile gelen söylem Cumhuriyetle idolojik-politik bir makyaj yemiş olmakla birlikte aynı mantık, kurgu, yaklaşım ile varlığını devam ettiriyor.</p> <p class="text-align-justify">Bu açıdan bakıldığında alternatif eğitim okumalarının, bu yöndeki arayışların önemi zannedildiğinden çok daha büyük önem arz ediyor. Hem mevcudun işlevsizliği hem de olası eğitim-öğretimin organizasyon ve içerik anlamında nasıl yapılandırılacağı tartışması, arayışı; bir tür patinaj parkuruna dönüşen alanı ve alanın ilintili olduğu kamusallığımızı olumlu yönde etkilemesi kaçınılmazdır. Buna ne kadar ihtiyaç duyduğumuz geçmişten bugüne alanda değişmez gündem maddesi olan “eğitimde başarısızız” tespiti dikkate alındığında zaten görülecektir.</p> <p class="text-align-justify">Eğitim-öğretim alanında ciddi anlamda problem yaşadığımız alanlardan birisi de din eğitimi-öğretimi alanıdır. Bu alan sadece modern dönemin önemli gerilim noktalarından birisi olması hasebiyle değil aynı zamanda bizim gibi radikal modernleşme macerasına giren ülkelerin siyasal mühendislik politikalarıyla aşmayı düşündükleri en önemli problematik olması hasebiyle de önemlidir. Alana ideolojik-politik reflekslerin dışında yaklaşmak sağlıklı bir tartışma için olmazsa olmaz. Bu açıdan İslami Düşünce Enstitüsü tarafından Şubat 2021’de açıklanan “Din Eğitiminde Yeniden Yapılanma” raporu üzerinde durulmayı hak ediyor. “İnsanın Anlam Arayışına Rehberlik” şeklinde iddialı bir alt başlık taşıyan rapor Diyanet İşleri Eski Başkanı Mehmet Görmez tarafından alanında uzman isimlerin katkısı ile hazırlanmış. Rapor zorunlu din dersinden imam hatip okullarına, DİB tarafından yürütülen yaygın eğitim faaliyetlerinden sivil alandaki din eğitimine uzanan geniş bir spektrumda mevzuyu ele alıyor. Dört bölümde hazırlanan raporun birinci bölümünde “Nasıl Bir İnsan, Toplum ve Gelecek Tasavvuru?” sorusu irdeleniyor. İkinci bölüm “Nasıl Bir Din-Devlet-Toplum ilişkisi?”ni tartışırken üçüncü bölümde “Nasıl Bir Eğitim Sistemi?” sorusu tartışılıyor. Bu üç bölümdeki tartışmanın üzerine oturtulan dördüncü bölüm “Nasıl Bir Din Eğitimi?” adıyla hem raporun büyük bölümünü oluşturuyor hem de alanın somut başlıklarına yer verip politika yönelimli (alternatif çözümler sunan) bir çözümleme sunuyor. Bu bölüm içerisinde “Genel Eğitim Sistemiyle Kurumsal ve Kuramsal Bütünlük”, “Yeni Bir Müfredat-Dil-Üslup”, “Nasıl Bir Değerler Eğitimi?”, “Nasıl Bir Rehberlik ve Öğretmen?”, “Din Eğitiminde Döngüsel Zayıflama ve Nitelik Kaybı”&nbsp; başlıkları tartışılırken geri kalan dört alt başlıkta da “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi”, “İmam Hatip Liseleri”, “Yüksek Din Öğretimi” ve “Yaygın Din Eğitimi” konuları tarihsel bir arkaplan üzerinden mevcut durumları ve bir anlamda da nasıl yapılandırılmaları üzerinde durulmuş.</p> <p class="text-align-justify">Seksen altı sayfalık raporun tümünü burada etraflıca değerlendirmek mümkün değil. Genel yaklaşımını, perspektifini kısaca tartışacağım rapor, din gibi netameli alanı ele alması ve ele alan yapının ve kişilerin sivil olması önem arz ediyor. Bu yapı ve kişilerin bu açıdan takdiri hak ettiklerini belirtmeliyim. Eğitim-öğretim alanı tıpkı alt bileşeni olan din eğitimi-öğretimi alanı gibi ideolojik-politik refleksler üzerinden ele alındığı için bu tarz indirgemeleri aşan her girişim değerlidir ve eleştirel değerlendirmelerle desteklenmeyi hak etmektedir. Bu yazı da bir anlamda kamuya açıklanan raporun değerlendirilme, tartışılma, eleştirilme çağrısını ciddiye alma yönünde küçük bir katkıdır. Gelelim rapora ilişkin değerlendirmelere. Yukarıda da belirttiğim üzere yazının sınırlılıkları içinde çok genel değerlendirmelerde bulunacağım. Tartışmayı zenginleştirecek ortam oluşabilirse raporun detaylarına girmek de mümkün olacaktır.</p> <p class="text-align-justify">Öncelikle şunu belirtmeliyim: Türkiye’nin genel eğitim tartışmasında olduğu gibi bu raporda da “bir mesele olarak (din) eğitim” ile “(din) eğitimin meseleleri” arasındaki ontolojik fark gözardı edilmiş. Oysa günümüz dünyasında bu fark, tartışmanın konseptini ve kaderini büsbütün değiştiren çok önemli bir fark.</p> <p class="text-align-justify">İkincisi, özellikle gerek mevcut DİKAB dersi ile İHL’lerin içerisinde yer aldığı sisteme ilişkin sorunsallaştırmanın teknik, tali düzeyde kalmış olması. Oysa mevzuya ilişkin esaslı bir okuma eğitim-öğretimin (din eğitimi-öğretimi de dahil) devlet tekelinde, zorunlu ve kitlesel karakterini sorgulamadan yapılamaz. Tekeli, zorunluluğu, kitleselliği konuşmadan öğretmen niteliği, ders içeriği vs. gibi hususları konuşmak yerleşik ezbere teslim olmaktır.</p> <p class="text-align-justify">Üçüncüsü, bağlantılı olarak mevzuyu sivil bir alanda ve insiyatifle ele almanın paradigmatik anlamda düşünülmediği gibi böylesi bir yaklaşımın neredeyse şaibeli, gayrı meşru görüldüğü bir okuma var. Günümüz dünyasının sivil, katılımcı ve çoğulcu niteliği düşünüldüğünde sadece din eğitiminin değil aynı zamanda mevcut eğitimin en büyük açmazının bu okuma olduğu görülecektir. Dolayısıyla işin bu yönü dikkate alınmazsa devlet tekelinde yürütülecek bürokratik bir faaliyete dönüşüyor eğitim.&nbsp;</p> <p class="text-align-justify">Dördüncüsü, eğitime özelde de din eğitimine çözüm, sorunun sıkıştığı paradigmatik evrende aranıyor olmasıdır. Böyle olunca mevzu kaçınılmaz şekilde teknik, tali bir lokasyona sıkışıyor. İçerik öyle değil böyle olsun, şu dersi ekleyelim, şu dersi çıkaralım vs.&nbsp;</p> <p class="text-align-justify">Beşincisi, rapor din eğitimine yaklaşımda da, çözümde de tekçi bir anlayışla mevzuya yaklaşıyor. Dini hayattaki mevcut ayrışmanın, farklılaşmanın “epistemik” bir sorun olduğu ve uygun yöntem/yaklaşımla yol alınırsa sorunun çözüme kavuşacağı düşünülüyor. Oysa burada temel bir soru(n) var: Bu hükmü nasıl vereceksiniz, kim olarak vereceksiniz? Hangi insan ne demek, hangi toplum ne demek, ve hangi&nbsp; eğitim ne demek hele hele hangi dini eğitim ne demek? Bunu belirleyecek merci kim, meşruiyetini nereden alıyor? Özellikle bu hükmün ve icrasının devlet tarafından verilmesi olabilir mi?</p> <p class="text-align-justify">Altıncısı, bir başlık olarak yer bulmuş olmakla birlikte din-devlet-toplum ilişkisinin hayati öneminin yeterli düzeyde değerlendirilmemiş olmasıdır. Tarihsel bir anlatının yer aldığı bölüm şüphesiz önemlidir. Ancak Türkiye’nin en temel sorun başlıklarından birisi hatta en önemlisi olan din-devlet-toplum ilişkisinin genel ilişkiyi, işleyişi ve şüphesiz din eğitimini bırakın ihtiyaçlara cevap verecek şekilde karşılamayı bir tür resmi hakikat anlatısı etrafında toplumu ve dini sorun eden kodifikasyonuyla çözümlemeden mesafe almak mümkün değildir. Bu açıdan eğitim tartışmamızda da diğer alanlardaki tartışmalarımızda da sorunun ana odağının burası olduğu görülmelidir. Bu alanda da hak ve özgürlükler temelinde bir dönüşüm gerçekleşmediği müddetçe mesafe almaktan bahsetmek mümkün olmayacaktır. Devletin ana aktör olduğu, toplumun, dinin gereksinimler doğrultusunda manipüle edildiği bir yapı, yapılanma içinde meselelerin çözüme kavuşturulabileceğini düşünmek mümkün olmasa gerektir.&nbsp;</p> <p class="text-align-justify">Yedincisi, yine din eğitimine ilişkin kurulan denklemin modern/pozitivist karakterinin izaha muhtaçlığıdır. Dini hayatımıza ilişkin sorunların okul üzerinden, organize edilecek eğitim-öğretim faaliyetleri üzerinden giderileceği varsayımı modern eğitim sisteminin en büyük ve maalesef tartışılmaz varsayımlarındandır. Bu varsayımın doğruluğunu modern eğitimin tarihsel serencamı desteklemediği gibi bizim mevcut gerçekliğimiz de desteklememektedir.</p> <p class="text-align-justify">Eğitim-öğretimin “kurucu”luğundan ziyade sosyal-siyasal hayatın “yansıtıcı”sı olduğuna ilişkin tezi yabana atmamakta fayda var. Neyin neyi belirlediği hayati önemde olup denklem makul bir şekilde oluşturulmadığında iş arabayı atın önüne bağlamaya kadar varabiliyor maalesef. Bu meyanda önemli bir husus raporda din eğitiminin devlet-toplum ilişkisinin nasıl yapılandırıldığıyla birlikte devletin nasıl organize edildiği, özgürlük alanlarının, sivil siyasetin, katılımın, denetimin, basının, akademinin, sivil toplum örgütlerinin niteliğinin nasıl olduğuyla yapısal bağlantısının kurulmamış olmasıdır.</p> <p class="text-align-justify">Buradan hareketle eğitim tartışmamızda eksik olan ve izdüşümlerini raporda da gördüğüm bu çok temel hususla yazıyı bitirelim. Türkiye’nin kendi doğal işleyişinin en büyük terbiye edici olarak iş başında olduğu gerçeği görülmeden bir mesafe almak mümkün değildir. Zira sorunun kaynağını çözüm dışı bıraktığımızda tüm çabaların boşa gitmesi kaçınılmazdır. Hayat akışımızın, sosyal-siyasal örgütlenme biçimimizin ve işleyişimizin, kültürlenme biçimimizin ve işleyişimizdeki, ilişkimizdeki yerleşik kodların bizi ne tür bir eğitsel süreçten geçirdiğiyle yüzleşmeden bu gerçekliği bir tür “planlı eğitim-öğretim” faaliyetleriyle, kurumlarıyla düzeltmeye çalışmak mevzuyu büsbütün içinden çıkılmaz hale sokmaktır. Nitekim yukarıda da belirttiğim üzere günümüz dünyasının hususiyetlerinin farkında olmadan hayatla proje, tasarım, beklentilere uygun ürünler çıkartma üzerinden bir ilişki özü itibariyle modern/pozitivisttir hem de doğruluğu ve yanlışlığından öte akıbetinin ne olacağı tarihsel olarak sabittir.</p> </div> <span class="field field--name-uid field--type-entity-reference field--label-hidden"><a title="Kullanıcı profilini görüntüle." href="/yazarlar/abdulbaki-deger" lang="" about="/yazarlar/abdulbaki-deger" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="" class="username">Abdulbaki Değer</a></span> <span class="field field--name-created field--type-created field--label-hidden">Çar, 05/19/2021 - 12:08</span> <div class="field field--name-field-tags field--type-entity-reference field--label-hidden clearfix"> <ul class='links field__items'> <li><a href="/dusunce" hreflang="tr">DÜŞÜNCE</a></li> <li><a href="/egitim" hreflang="tr">EĞİTİM</a></li> </ul> </div> <section class="field field--name-comment-node-makale field--type-comment field--label-hidden comment-wrapper"> <article role="article" data-comment-user-id="0" id="comment-1853" class="comment js-comment by-anonymous clearfix"> <div class="comment__meta col-sm-3"> <span class="hidden text-danger" data-comment-timestamp="1621578242"></span> <small class="comment__author"><span lang="" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="">Ramazan Özer </span></small> </div> <div class="comment__content col-sm-9 card"> <div class="card-body"> <h3 class="card-title"><a href="/comment/1853#comment-1853" class="permalink" rel="bookmark" hreflang="tr">Din eğitimi, ilgili …</a></h3> <div class="clearfix text-formatted field field--name-comment-body field--type-text-long field--label-hidden field__item"><p>Din eğitimi, ilgili bürokratların &quot;ben yaptım oldu&quot; yaklaşımıyla yapılmakta. &quot;Eğitimin temel unsuru öğretmendir&quot;demek laf cambazlığından öte bir anlam ifade etmiyor. Biz öğretmenlere eğitimde daha çok inisiyatif tanınmadıkça sadece bir robot veya figüran gibi aşksız şevksiz görevler yapılır.</p> </div> <nav><drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderLinks" arguments="0=1853&amp;1=default&amp;2=tr&amp;3=" token="9linuMHqGYW_OJZjwTeSwxcBMS7YiBkB4z6ZGZwW9I4"></drupal-render-placeholder></nav> </div> <div class="card-body"> <span class="comment__time">Cu, 05/21/2021 - 00:59</span> <span class="comment__permalink"><a href="/comment/1853#comment-1853" hreflang="tr">Kalıcı bağlantı</a></span> </div> </div> </article> <h2 class='title comment-form__title'>Yeni yorum ekle</h2> <drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderForm" arguments="0=node&amp;1=1173&amp;2=comment_node_makale&amp;3=comment_node_makale" token="-ad1NOoj9LJ4R3QkQ9tQkcQZL30Kw-37crIA3rsOurg"></drupal-render-placeholder> </section> <div> <div>Galeri</div> <div data-ratio="16/9" data-width="100%" data-maxwidth="100%" data-minwidth="100%" data-height="100%" data-maxheight="600" data-allowfullscreen="true" data-loop="true" data-shuffle="true" data-keyboard="true" data-click="true" data-swipe="true" data-trackpad="true" data-stopautoplayontouch="true" data-clicktransition="crossfade" class="fotorama"> </div> </div> Wed, 19 May 2021 09:08:58 +0000 Abdulbaki Değer 1173 at https://www.fikircografyasi.com https://www.fikircografyasi.com/makale/din-egitiminde-yeniden-yapilanma-raporu-uzerine#comments Egemen Eğitim Söylemi Nerede Hata Yapıyor? https://www.fikircografyasi.com/makale/egemen-egitim-soylemi-nerede-hata-yapiyor <span class="field field--name-title field--type-string field--label-hidden">Egemen Eğitim Söylemi Nerede Hata Yapıyor?</span> <div class="clearfix text-formatted field field--name-body field--type-text-with-summary field--label-hidden field__item"><p class="Gvde text-align-justify" style="border:none">&nbsp;</p> <p class="text-align-justify">Bir yılı aşkın süredir küresel ölçekte yaşadığımız salgında önemli gündem başlıklarımızdan birisi de eğitim-öğretim faaliyetleri. Neredeyse 18. yüzyılın başlarından bu yana siyasal-toplumsal hayatımızda hem zaman hem organizasyon anlamında etkisi ve yaygınlığı sürekli artan ve Habermas’ın ifadesiyle “sistem dünyası”nın önemli bir bileşeni olan zorunlu kitlesel eğitimin içinden geçtiğimiz olağanüstü koşullarda nasıl sürdürüleceği hem bakanlığı hem de eğitim bileşenleri başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerini meşgul ettiği bu süreçte bakışı ve tartışmayı bu vesileyle başka bir noktaya kaydırmamız gerektiğini düşünüyorum. Bunu sadece içinden geçmekte olduğumuz olağanüstü koşulların neden olduğu bir gereklilik, zorunluluk olarak görme yerine bu koşulların vesile olduğu bir ontolojik sorgulama imkanı olarak görmek daha yerinde olur.</p> <p class="text-align-justify">Zira birincisi yani bu olağanüstü koşulların neden olduğu bir zorunluluk, gereklilik üzerinden mevzuyu kavrar ve bunun üzerinden yol almaya çalışırsak, tıpkı MEB’in ve eğitim kamuoyunun yaptığı gibi, o zaman iş olağan koşullarda bile herkesin memnuniyet düzeyinin son derece düşük olduğu bir yapıyı anormalin hüküm sürdüğü yeni koşullarda yaşatmaya çabalamaya dönüşüyor. Bunun da yapısal bir arayıştan ziyade eski ruha, yerleşik zihniyete herhangi bir kayba, herhangi bir değişime yol açamayacak bir beden arayışı olduğu, olacağı ortadadır. O yüzden mesele, yeni koşullarda eğitim-öğretimin yapılanmasında ve işleyişinde yapısal bir dönüşümden ziyade okulda verdiğimiz, vermeye çalıştığımız içeriği, ilişkiyi başka bir platforma taşıma telaşına, kaygısına dönüşüyor.</p> <p class="text-align-justify">Bunun yerine yapmamız gereken ise bakışı ve tartışmayı bu gündelik kaygının ötesine taşımak, büyük bir maliyetle sürdürdüğümüz yapının yeni koşullarda da hayatiyetini aynı şekilde nasıl sürdüreceğinden ziyade tarihsel-toplumsal gerçekliği ve sistemin işleyişini, kapasitesini ve teknik bir aksaklık olarak sürekli tartışageldiğimiz sonuçlarını da kuşatacak şekilde ontolojik bir sorgulamaya yol vermektir. Şartlar işlevsiz eskiyi işleyemez hale sokmuşken yapılması gereken eskinin yasını tutmak ve onu diriltmeye çalışmaktan değil bu imkandan istifade ederek yeninin olabilirliğini konuşmaktır.</p> <p class="text-align-justify">Tam da bu bağlamda Besim Dellaloğlu’nun <strong>Poetik ve Politik</strong> kitabında kullandığı konuyla ilintili kavram setinden istifade ederek en azından yeninin zeminine ilişkin bazı ipuçları yakalayabileceğimizi düşünüyorum. Dellaloğlu Kültürel Çalışmalar’ın öncüsü olan Raymond Willians’ın analizinden esinlenerek kültürü üçe ayırmaktadır: <em>Antropolojik Kültür</em>, <em>Müfredat</em> ve <em>Maarif</em>. <em>Antropolojik Kültür</em> içine doğduğumuz kültürdür. Müfredat, Rönesans’tan beri Avrupa’da oluşan kültürel kamusal alan sayesinde muhatap olduğumuz bütün kitaplar, romanlar, tiyatro oyunları, operalar, sergiler olarak tanımlarken ulus-devletin inşa sürecinde gelişen zorunlu eğitimi, modern mektepleri de Maarif olarak değerlendirmektedir. Bu kavramsal çerçeve üzerinden baktığımızda ülkemizde hem eğitim-öğretim faaliyetinin anlamını hem de etkililiğini, verimliliğini sağlıklı değerlendirme imkanı yakalayabiliyoruz. Maarif’in veya zorunlu kitlesel eğitimin ulus-devlet formülasyonu içerisinde “bir makbul vatandaş” üretme faaliyeti olduğu biliniyor. Bu Türkiye gibi modernleşme toplumlarında olduğu gibi modern toplumların kendisinde de böyledir. Ancak Müfredat’ın zenginleştiği, yani kültürel kamusal alanın hem nitelik hem yoğunluk, çeşitlilik anlamında belirli bir seviyeye doğal süreçle vardığı toplumlardan farklı olarak bir tür geç kalmışlığın baskısı altında “kurtuluş projesi” veya Tanpınar’ın ifadesiyle “zaruret” olarak yaşamak durumunda kalan görece zayıf ve önemli ölçüde de “Antropolojik Kültür” ile karşıt hayat alanı olarak beliren bizim gibi toplumlarda ise kategoriler arasında hem mesafe uzuyor hem de bunun neticesi olarak geçişlilik alabildiğine azalıyor.</p> <p class="text-align-justify">Modernleşmenin kalkınma siyaseti olarak taşıdığı mühendislik karakter dikkate alınırsa hem siyasal inanmışlığın ve sertliğin hem de muhafazakâr çevrelerin kendi içine kapanan ve refleksif tutumları daha kolay anlaşılabiliyor. Diğer taraftan bu gerçekliğin aynı zamanda yaşadığımız kutuplaşmanın, ayrışmanın Huntington’un ifadesiyle “parçalanmış/yırtık ülke” olmamızın zemini olduğu görülmektedir. Dolayısıyla Antropolik Kültür’den kopanların Müfredat ve Maarif ile kurduğu ilişki ile Antropolojik Kültür’ü bir tür “Medinet’ül Fazıla” olarak gören, görmek durumunda kalan ve yaşayanların Müfredat ve Maarif ile kurduğu ilişki arasında uçurum var. Hal böyle olunca başka gerekçelerin de etkisiyle (diploma tekeli, istihdam piyasası ve niteliği vs.) eğitim-öğretim alanının bir tartışma, çatışma zeminine ve ötekinin ontolojik olarak dönüştürüleceği bir düzeneğe dönüşmesi çok zor olmuyor. Eğitim-öğretim faaliyetlerinin bu zeminde ve ilişki ağında etkisiz ve verimsiz olması şüphesiz önemli. Ancak işin çok önemli başka bir boyutu var ki bu boyut hem mevcut eğitim-öğretim faaliyetlerimizin etkisizliğinin ve verimsizliğinin nedenini gözler önüne seriyor hem de olası bir yeninin koordinatlarını vermesi açısından önem arz ediyor. Peki, nedir bu boyut?</p> <p class="text-align-justify">Bu boyut Dellaloğu’nun kültürel kamusal alan veya Müfredat olarak tanımladığı ve eğitim-öğretim faaliyetlerimizin hem içinde gerçekleştiği hem de bu içinde olmaktan nitelik, etkililik ve verimlilik anlamda doğrudan etkilendiği alana dönmemiz gerekiyor. Bu alan Dellaloğlu’nun “poetik olanın politik olana önceliği” tespitindeki gibi kurumsal, zorunlu, kitlesel okul merkezli eğitime önceldir hem de yukarıda belirttiğim üzere onun kaderini doğrudan tayin eder niteliktedir. Hal bu olunca devlet-toplum ilişkisinin niteliğinden temel hak ve özgürlüklerin düzeyine, medyanın işleyişinden akademinin niteliğine, sivil toplum yapılarının özgünlüğünden, özerkliğinden katılım kanallarının çeşitliliğine, yerleşik zihniyet ve ilişki ağından sosyo-ekonomik düzeye uzanan pek çok parametre zannedildiğinden çok büyük bir güç ve belirleyicilikte insanları eğitsel bir süreçten geçiriyor. Kültürel kamusal alandaki vaziyeti dikkate almaksızın veya okulu bir tür tersinden okumayla kültürel kamusal alanın kuruluş yeri olarak tahkim etmekte ısrar ederek yol almaya çalışmak gerçeklikle kavgaya, sorunlarımızı kronikleştirmeye neden olmaktadır. Kemalist nesillerin yetiştirilmesi için tahkim edilen düzenek nasıl arzu edileni gerçekleştirmediyse bugün de yapıyı devam ettirerek doz ayarlamasıyla “dindar nesil” yetiştirileceğini düşünmek aynı tersinden, çarpıtılmış okumanın devamı niteliğindedir. Bu çarpıtılmış okuma sadece neden-sonuç ilişkisindeki bir kaydırmaya neden olmuyor aynı zamanda bu okumadaki ısrarıyla çözümü, çözüm şansını da imkânsız kılıyor.</p> <p class="text-align-justify">Ezcümle Türkiye’nin eğitim-öğretim sorunu ne öğretmen, ne mektep, ne materyal, ne yöntem, ne de motivasyon eksikliği vs. üzerinden tanımlanabilir. Yüzyılı aşkın süredir bu şekilde kurulan/kullanılan egemen eğitim söylemi bir çarpıtma söylemidir. Yaşadığımız eğitim-öğretim krizi “kültürel kamusal alan”ın niteliğinin hiç de süpriz olmayan bir sonucudur. Kamusal alnı güçlendirmeden, kamusal alanın niteliğini yükseltmeden yani toplumsal bileşenlerin kendi özgürlüklerini, özgünlüklerini, özerkliklerini kıskançlıkla koruyup ilgi alanlarını ve ilişki ağlarını sahiplenmedikçe okul işlevsiz bir kapatılma kurumu olmaya devam edecektir. Yine Habermas’a atıfla “yaşam dünyası”nın gerçekliğini dikkate almadan “sistem dünyası”nın bir alanından mucizevî bir çözüm çıkarmak arayışındayız. Oysa bugüne kadar yapıp ettiklerimizi aynı şekilde sürdürerek nereye kadar gidebileceğimizi zaten biliyoruz.&nbsp;&nbsp;&nbsp;<span style="font-size:11pt"><span style="text-justify:inter-ideograph"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:&quot;Cambria&quot;,serif"> </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:&quot;Cambria&quot;,serif"></span></span></span></span></span></span></span></span></p> </div> <span class="field field--name-uid field--type-entity-reference field--label-hidden"><a title="Kullanıcı profilini görüntüle." href="/yazarlar/abdulbaki-deger" lang="" about="/yazarlar/abdulbaki-deger" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="" class="username">Abdulbaki Değer</a></span> <span class="field field--name-created field--type-created field--label-hidden">Pa, 04/25/2021 - 09:25</span> <div class="field field--name-field-tags field--type-entity-reference field--label-hidden clearfix"> <ul class='links field__items'> <li><a href="/dusunce" hreflang="tr">DÜŞÜNCE</a></li> <li><a href="/egitim" hreflang="tr">EĞİTİM</a></li> </ul> </div> <section class="field field--name-comment-node-makale field--type-comment field--label-hidden comment-wrapper"> <h2 class='title comment-form__title'>Yeni yorum ekle</h2> <drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderForm" arguments="0=node&amp;1=1160&amp;2=comment_node_makale&amp;3=comment_node_makale" token="vKH8ForulkNKikLrtHdgD47XNjBNO1cGmYrzo6PKTgA"></drupal-render-placeholder> </section> <div> <div>Galeri</div> <div data-ratio="16/9" data-width="100%" data-maxwidth="100%" data-minwidth="100%" data-height="100%" data-maxheight="600" data-allowfullscreen="true" data-loop="true" data-shuffle="true" data-keyboard="true" data-click="true" data-swipe="true" data-trackpad="true" data-stopautoplayontouch="true" data-clicktransition="crossfade" class="fotorama"> </div> </div> Sun, 25 Apr 2021 06:25:58 +0000 Abdulbaki Değer 1160 at https://www.fikircografyasi.com https://www.fikircografyasi.com/makale/egemen-egitim-soylemi-nerede-hata-yapiyor#comments Orhan Pamuk'lar Eğitim Sisteminin Başarısız Birer Sonucudur https://www.fikircografyasi.com/makale/orhan-pamuklar-egitim-sisteminin-basarisiz-birer-sonucudur <span class="field field--name-title field--type-string field--label-hidden">Orhan Pamuk&#039;lar Eğitim Sisteminin Başarısız Birer Sonucudur</span> <div class="clearfix text-formatted field field--name-body field--type-text-with-summary field--label-hidden field__item"><p class="text-align-justify" style="margin-bottom: 11px;">&nbsp;</p> <p class="text-align-justify">Orhan Pamuk’un başlattığı ‘edebiyat eğitimi’ tartışması üzerine çok şey söylendi. Kimimiz anadil olarak Türkçe eğitimini, kimimiz etkili ifade kazanımlarını, kimimiz de sanatsal olarak edebiyat eğitimini odak noktası olarak seçti. Bu sayede, bir çoğumuz -aynı sonucu doğuracağının farkında olmadan- Platonik bakış açısıyla, kendi devletimizde olması gereken eğitimi, bir kez daha diğerlerine anlatma imkânı bulduk.</p> <p class="text-align-justify">Öncelikle; eğitimi bir sorun alanı olarak gündeme getiren bu gibi tartışmaların, -bizi bir eyleme götürsün ya da götürmesin- eğitim üzerinde düşünmek ve konuşmak için birer imkân olduğunu söyleyelim.</p> <p class="text-align-justify">Fakat bu, bir-iki küçük, güncel tartışmada kapanacak bir konu değil. Dilerim ülkemizde de bütün dünyada da yazılı metinlerde, sivil mahfillerde, akademide ve ilgili platformda eğitim politikalarına etki edecek düzeyde, daha yoğun, derin ve sonuç doğuran tartışmalar yürür. &nbsp;</p> <p class="text-align-justify">Eğitim üzerine ülkemizde yapılan bütün tartışmalarda olduğu gibi, bu tartışmanın da kesişme kümesinde; eğitimde ne kadar kötü durumda olduğumuz yer aldı. Bu sav, meseleyi o ya da bu taraftan ele alan herkesin peşin hükmü ya da ortak kanaati olarak -her zamanki gibi- kayda geçti ve tartışma bu sonuçla kapandı. Kamu adına tartışmaya giren kimse olmadı. Maalesef bu tip tartışmaları derinleştirememek, düşünceleri yapılandıramamak ve buradan birer etki üretememek gibi kronik bir sorunumuz var. Bu tartışmada da -spesifik olarak konuştuğumuz edebiyat eğitimi ile ilgili bile olsa- eylem doğuracak bir mesafe alamadık. Edebiyat eğitimiyle bir şeyler söylemek isterdim. Fakat onlar başka bir yazının konusu olabilir.&nbsp;</p> <p class="text-align-justify">Tartışmayı takip ederken; yanlış iliklenmiş bir gömleğin, aradaki bir düğmesini çekiştirdiğimizi, çözüm olarak açılacak yeni iliğin yerine bir türlü karar veremediğimizi düşündüm. Bu nedenle yazmak için tartışmanın bitmesini bekledim. İlgili bütün tartışmaların; yaşanan ana sorunları içermesini umuyorum: insan için eğitim nasıl olmalı, kamusal eğitim ne gibi sorunlar üretiyor, eğitimin ana amaçları ve şimdiye kadarki çıktıları uyuşuyor mu, çocuklar için ne/ler yapabiliriz?...</p> <p class="text-align-justify">Ana sorunlar, ‘eğitim’ başlığı altında ötelenmiş daha büyük ve kapsamlı tartışma alanları olarak bizi bekliyor olacak. Edebiyat eğitimi alanında yapılan tartışma dahil, bütün tartışmalar bu büyük tartışmanın süreğini oluşturuyor. Çünkü sanayi 1.0’a uyum sağlamak için başlatılan modern eğitim, -kostüm değiştirmekle birlikte- hala başladığı yerde, aynı rolü oynamaya ve aynı bakış açısıyla varlığını dayatmaya devam ediyor. Bu modern kült, post-modern bir eğilime bile sahip değil. Aynı zamanda meseleyi mevzi savaşı olarak görenler, bu tartışmaların olgunlaşmaması, insana ve zamana uygun bir çözüme kavuşmaması için diretiyor. Böyle olunca eğitim, statik yapısını koruyor. Binalar, derslikler, imkanlar ve dekor gelişiyor fakat aslında aynı şeyi aynı şekilde yapmaya devam ediyoruz.</p> <p class="text-align-justify">Diğer yandan bizde durumun biraz daha vahim olduğunu kabul etmek lazım. Dünyada bizim kadar merkeziyetçi pek fazla ülke kalmadı. Çok farklı coğrafi, sosyal, kültürel, ekonomik şartlarda bulunan 65 bin civarında okulu, 18 milyona yakın öğrenciyi ve neredeyse bir milyon eğitimciyi hala aynı merkezden yönetiyoruz. Bu, ‘şakaysa hiç komik değil, gerçekse çok komik’ dedikleri türden bir şey. Bütün kuralları, öğretmenleri, ödenekleri, hatta ders programlarını (müfredat) aynı merkezden belirliyoruz. Bakanlığın ve TOKİ’nin tip projeleriyle, Antalya’ya da Erzurum’a da aynı okul binalarını kuruyoruz. &nbsp;Eğitim alanında en ufak bir özgürlüğü, kendine özgülüğü, esnekliği, değişikliği, lokal ihtiyacı ve deneysel çalışmayı kabul etmiyoruz.</p> <p class="text-align-justify">Özel okulları da aynı potada eritiyoruz. Özel okullarda, velinin ve öğrencinin isteğine bağlı olarak alınan paralı eğitimi bile, kendi isteklerimize uymak zorunda bırakıyoruz. Yabancıların okullarını ve azınlık okullarını saymazsak eğitimi insana/ insanlara özgü bir farklılık alanı olarak görmediğimiz ortada.&nbsp; 85 milyonluk bir ülkede, eğitim gibi farklılıklar üzerinden yapılanması gereken bir alanda; farklı zekâları, yetenekleri, ilgileri, psikolojileri, kültürleri, yaşamları olan çocukları bir penguen sürüsü gibi yetiştirmeye çalışıyoruz. Aralarında bir fark görmüyoruz. Hiçbirinin, gerçekten farklılaşmasına izin vermiyoruz.</p> <p class="text-align-justify">Hala eğitime erişim, eğitimde fırsat eşitliği, derslik sayıları, fiziki mekanlar, baş örtüsü, imam hatipler, -olmaması gereken- merkezi sınavlardaki başarı, öğrencileri okullara yerleştirme gibi meselelerle boğuşuyor; eğitimi sayılardan ibaret görüyor, sayıları yükselttikçe daha kalkınmış bir eğitim sağladığımızı zannediyoruz. Bu bir sarmala dönmüş durumda. Bakış açımızı değiştirmeden bulduğumuz her çözüm aynı sorunları doğuruyor. Eğitimin niteliği, bütün bunlarla boğuşan yürütme için bir sorun alanı oluşturmuyor.</p> <p class="text-align-justify">Asıl amacı sıralama olan, öğrenci ve bilgi üzerinden oluşturulmuş garip bir ölçme sistemimiz var. Nedense, eğitim sistemimizi, aldığımız kararların sonuçlarını, eğitimcilerimizi, verdiğimiz eğitimin içeriğini ölçmüyoruz. Ölçmeyi, bize emanet edilmiş (reşit olmayan) çocukları sınavlara alıp, hayatlarını belirleyen notlar vermek olarak görüyoruz. Kimse de “Çocukların tamamladığı zorunlu ve standart bir eğitim sonucu verilen puanlar, o çocukların değil, sistemin puanıdır.” demiyor.</p> <p class="text-align-justify">Üniversite ya da lise sınavlarına hazırlanan çocuklara bir bakın. Bu, bir çeşit iğdiş süreci. Kahir ekseriyeti kişisel özelliklerinin, hayal gücünün, yaratıcılığının, yeteneklerinin, merakının, kapasitesinin, hatta zekasının ciddi bir kısmını eğitim sürecinde bırakıp, kendilerini eğitenlere benzeyerek çıkıyor.</p> <p class="text-align-justify">Modern eğitim trenine eklenen son vagonlarından biri olarak -şimdilik- varılması gereken yeri, yani eğitimin kendisini tartışmaktan uzak durumdayız. Fakat Türkiye, bugünle sınırlı olmayan, önemli bir ülke. Bu tartışmaya bir tarafından başlamamız gerektiği ortada.</p> <p class="text-align-justify">Eğitim sorunlarının bize özgü olduğunu zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Bütün dünyada, birer nesne olarak konuşlandırılan öğrenciler, seçeneksiz ve zorunlu olarak, benzer eğitimlere maruz durumdalar. Batıya nazaran daha kötü durumda olsak da genel manzara bu. OECD sınavlarında ilk sıraları alan Çin, Hong Kong, Güney Kore gibi yarışmacı ülkelerde eğitim, çocuklar için bir çeşit işkence aracına dönüşmüş; Avrupa ve Amerika genelinde, k12 düzeyindeki eğitim kurumları tıkanmış durumda. Bu bizim tespitimiz değil. Sorunun farkında olan mahfiller her geçen gün çoğalıyor.</p> <p class="text-align-justify">Bazı Nordik ülkeler ve batıda birkaç spesifik örnek, eğitim ontolojisi üzerine daha ileri boyutta tartışmalar yapabilecek bir aşamayı ve farklı pratikler geliştirmeyi deniyorlar. Kimi insan tabiatına (fıtrata) yöneliyor, kimi uzay çağına. Fakat onlar da henüz bütüncül bir yaklaşım geliştirmiş, yapılandırmış ve küresel eğitim dizgesinden kopmaya cesaret edebilmiş değiller.</p> <p class="text-align-justify">Maalesef bütün dünyada eğitim, kendisinden beklenen temel işlevi yerine getirmekten uzak görünüyor. Çocuklar eğitimin ana odağı ya da öznesi değiller. Eğitim sistemleri, çocukları başka amaçlara ulaşmak için kitlesel bir araç olarak kullanmaya devam ediyor.</p> <p class="text-align-justify">Kendi dünyalarının kavgaları ve sınırları arasına sıkışmış büyükler (aileler, topluluklar ve devletler); çocukları ileride kendi kararlarını özgürce verecek bireyler olarak görmüyor. Sınırlar şimdiden çizilmiş, onlar adına kararlar çoktan verilmiş oluyor. Onları, kendi ülkelerinin, ideolojilerinin, ailelerinin, şirketlerinin, ekonomilerinin, inançlarının, kısır mücadelelerinin nesnesi olarak kullanıyorlar.</p> <p class="text-align-justify">Bu nedenle çocuklara verilen eğitim, gerekli esneklikten uzak bir biçimde yürüyor. Maalesef, devletler; -işe yarasın ya da yaramasın- eğimi diploma ve sıralama aracı olarak, Demokles’in kılıcı gibi çocukların başının üzerinde sallamaya, bir Deli Dumrul köprüsü olarak çocuklara dayatmaya devam ediyorlar. Ve eğitim hala hayatın dışında.</p> <p class="text-align-justify">İnsanlık, bu durumu daha ne kadar kaldırabilir, bilmiyorum. Çünkü uzun zamandır, çocuk için yapılan eğitim; çocuğa uygun, rasyonel ve verimli bir süreç olarak işlemiyor. Görünen o ki; birileri bir gün bu tespihin ipini koparmak zorunda.</p> <p class="text-align-justify">Yazar yetiştirecek bir edebiyat eğitimine sahip miyiz? Tabi ki hayır! Hangi alanda buna sahibiz, ya da kim sahip ki? Diğer yandan eğitimin amacı da bu değil zaten.</p> <p class="text-align-justify">Doğrusu mevcut eğitim sistemlerine, maruz kaldıkları eğitime rağmen, Orhan Pamuk gibi iyi bir yazar, düşünür, sanatçı, bilim adamı olabilenler, eğitim sisteminin ancak başarısız(?) birer sonucu olabilirler. Çünkü kamusal eğitim hala vatandaşlık dinine Ortodoks dindarlar ve sanayiye niteliksiz ara elaman yetişme fonksiyonunu üzerinden atamadı. Tek tesellimiz mezun olanların sistemin dışına çıkması. Aksi halde, eğitim sistemleri, onları çağırıp yeniden iğdiş etmek isteyebilirdi.</p> <p class="text-align-justify">Dinçer ATEŞ</p> </div> <span class="field field--name-uid field--type-entity-reference field--label-hidden"><a title="Kullanıcı profilini görüntüle." href="/yazarlar/dincer-ates" lang="" about="/yazarlar/dincer-ates" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="" class="username">Dinçer Ateş</a></span> <span class="field field--name-created field--type-created field--label-hidden">Ct, 01/09/2021 - 10:46</span> <div class="field field--name-field-tags field--type-entity-reference field--label-hidden clearfix"> <ul class='links field__items'> <li><a href="/dusunce" hreflang="tr">DÜŞÜNCE</a></li> <li><a href="/egitim" hreflang="tr">EĞİTİM</a></li> </ul> </div> <section class="field field--name-comment-node-makale field--type-comment field--label-hidden comment-wrapper"> <article role="article" data-comment-user-id="0" id="comment-1433" class="comment js-comment by-anonymous clearfix"> <div class="comment__meta col-sm-3"> <span class="hidden text-danger" data-comment-timestamp="1612887580"></span> <small class="comment__author"><span lang="" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="">Abdullah</span></small> </div> <div class="comment__content col-sm-9 card"> <div class="card-body"> <h3 class="card-title"><a href="/comment/1433#comment-1433" class="permalink" rel="bookmark" hreflang="tr">Eğitimde yol(!) göstersin…</a></h3> <div class="clearfix text-formatted field field--name-comment-body field--type-text-long field--label-hidden field__item"><p>Eğitimde yol(!) göstersin diye çağrılan bir yazar derki yahu çözüm köklerininide beni niye çağırdınız.<br /> Pamuk gibiler bu ülkenin değerleri ile barış olsa o iri ödülü verirlermiydi?</p> </div> <nav><drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderLinks" arguments="0=1433&amp;1=default&amp;2=tr&amp;3=" token="RsMBH_osyW_ftYWkFRxfrlyGxI32n8pyQfAo7rjCrxw"></drupal-render-placeholder></nav> </div> <div class="card-body"> <span class="comment__time">Pa, 02/07/2021 - 10:23</span> <span class="comment__permalink"><a href="/comment/1433#comment-1433" hreflang="tr">Kalıcı bağlantı</a></span> </div> </div> </article> <h2 class='title comment-form__title'>Yeni yorum ekle</h2> <drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderForm" arguments="0=node&amp;1=1075&amp;2=comment_node_makale&amp;3=comment_node_makale" token="nvkuFMcREAhAjBXbchwO5BEzHhixwoozsqH-aEOM-Zw"></drupal-render-placeholder> </section> <div> <div>Galeri</div> <div data-ratio="16/9" data-width="100%" data-maxwidth="100%" data-minwidth="100%" data-height="100%" data-maxheight="600" data-allowfullscreen="true" data-loop="true" data-shuffle="true" data-keyboard="true" data-click="true" data-swipe="true" data-trackpad="true" data-stopautoplayontouch="true" data-clicktransition="crossfade" class="fotorama"> </div> </div> Sat, 09 Jan 2021 07:46:47 +0000 Dinçer Ateş 1075 at https://www.fikircografyasi.com https://www.fikircografyasi.com/makale/orhan-pamuklar-egitim-sisteminin-basarisiz-birer-sonucudur#comments Okulu Bir Devlet Kurumu Olmaktan Neden Çıkarmalıyız? (2) https://www.fikircografyasi.com/makale/okulu-bir-devlet-kurumu-olmaktan-neden-cikarmaliyiz-2 <span class="field field--name-title field--type-string field--label-hidden">Okulu Bir Devlet Kurumu Olmaktan Neden Çıkarmalıyız? (2)</span> <div class="clearfix text-formatted field field--name-body field--type-text-with-summary field--label-hidden field__item"><p class="text-align-justify"> </p> <div class="align-left" data-quickedit-entity-id="media/931"> <div class="field field--name-field-media-image field--type-image field--label-visually_hidden"> <div class="field__label visually-hidden">Image</div> <div class="field__item"> <img src="/sites/fcd8/files/styles/large/public/2020-12/fiedrich-nietzsche.jpg?itok=8E27X-CQ" width="480" height="360" alt="" loading="lazy" typeof="foaf:Image" class="image-style-large" /> </div> </div> </div> <p class="text-align-justify">Nietzsche, “kötüye kullanılmış ve hizmete alınmış bir kültür” türünden söz eder. Bu kötüye kullanma ve hizmete almanın bizzat, kültürü en hararetle destekler gözüken güçler tarafından yapıldığını söyler.</p> <p class="text-align-justify">Burada kültür ve eğitim kavramlarını birlikte düşünebiliriz. Zira Nietzsche bu bahsi açtığı yerde tam da eğitimi konuşmaktadır. Nietzsche bu güçlerin eğitime ve kültüre yaklaşımlarını “saflıktan uzak” ve “art niyetli” olarak tanımlar. Bu güçlerin yaklaşımlarının temelinde ise “bencillik” olduğunu belirtir.</p> <p class="text-align-justify">Nietzsche’nin bencillik ile suçladığı ve kültüre yönelik ilgilerini art niyetli olarak tanımladığı güçler; iş adamları, devlet, ruhsuz biçimciler ve bilimdir. Böylece Nietzsche, modern eğitim kurumları ve onları şekillendiren, yöneten ve yönlendiren unsurların eleştirisine girişir.</p> <p class="text-align-justify">İş sahipleri kültürün yardımına gereksinim duyarlar ve buna teşekkür olarak kültüre yardım ederler; fakat bu sırada açıkça kültürün hedefini ve ölçütlerini belirlemek isterler, der Nietzsche. Yaklaşımlarında bencillik olarak gördüğü de tam olarak budur. Nietzsche’ye göre onların baştan çıkarıcı formülleri şudur: “Olabildiğince çok bilgi ve kültür, bu sayede olabildiğince çok kazanç ve mutluluk.” Bu çevrelerin yaklaşımını betimlerken madeni para örneğini verir. Der ki; “Bir madeni paraya geçer akçe denilmesi anlamında, olabildiğince çok sayıda geçer insan eğitmek, işte budur hedef; bu anlayışa göre bir milletin ne kadar çok geçer akçe insanı varsa, o kadar mutlu olacaktır.”.  Dolayısıyla bu yaklaşımı benimseyenlere göre eğitim kurumları, herkesi doğasının elverdiği ölçüde geçer akçe olmaya teşvik etmeli ve bilgi düzeyinde olabildiğince çok mutluluğa ve kazanca ulaşabilecek düzeyde eğitmeyi amaç edinmelidir.  Burada Nietzsche’nin göstermeye çalıştığı bencillik aşikârdır. İnsanın dünyadan alacağı bir pay olduğunu varsayan ve bu payı alabilmesi için –sadece bunun için- bilgiye, kültüre yer açan ve eğitim kurumları için bunu hedef olarak tayin eden bir bencillik. Çünkü bu tür bir eğitim iş hayatı ve dünya ticareti için lüzum eden insanı ortaya çıkaracaktır ancak. Böyle bir eğitimden başka türlüsü çıkamaz zaten. Dolayısıyla insana para ve işin ötesinde hedefler koyan bir eğitim ise yadsınacak, değersiz ve verimsiz bulunacaktır.  Nietzsche’ye göre bu yaklaşımın “zekâ ile mülkiyet” “zenginlik ile kültür” arasında olduğunu varsaydığı bir bağ vardır dahası bu bağın ahlaki bir zorunluluk olduğunu düşünmektedir. Ona göre bu kusurlu bir düşünme biçimidir.</p> <p class="text-align-justify">1960’larda Amerika’nın önde gelen özgürlükçü filozofu Paul Goodman okul eğitimini bireyin damgalandığı, derecelendirildiği, belgelendiği ve topluma geri gönderildiği bir süreç olarak tanımlıyordu. Goodman okul eğitiminin gerçek işlevinin becerileri derecelendirmek, pazarlamak olduğunu söylüyor ve mekanizmayı ifşa ediyordu: “Bu, aslında bir avuç büyük şirketin dev bir ayıklama ve seçme sürecinin kârını elde etmesi demektir; bütün çocuklar değirmenden geçiriliyor ve herkes bunun bedelini ödüyor.”</p> <p class="text-align-justify">Bu tespitler bugün bile canlılığını korumaktadır. Ne var ki arazide büyük çaplı değişimler olmuştur. İş dünyasının taleplerini olumlayan eğitim kurumları bugünlerde arazideki değişimlere ayak uyduramamakta ve tam da bu yüzden eleştiri oklarına hedef olmaktadırlar. Günümüz dünyasında piyasada iş ve zenginlik getirecek tek bir paket bilgi bulunmamaktadır. Yahut bilgi bir istasyonda dolumu yapıldıktan sonra kişiye bir ömür mutluluk getirmemektedir. Bugünlerde bilginin taşıyıcısı olmaktan çok yorumlayıcısı olmak dahası her gün güncellenmesi ve yinelenen bir performans eşliğinde sunumunun yapılması talep edilmektedir.</p> <p class="text-align-justify">Söz konusu eğitim olduğunda ikinci olarak devletin bencilliği vardır;  Nietzsche devletin de kültürün mümkün mertebe yaygınlaşması ve genelleşmesini istediğini ve bu arzusunu gerçekleştirmek için en etkili araçları elinde bulundurduğunu söyler. Yeter ki der; “yalnızca dizginleri serbest bırakmak için değil tam zamanında boyunduruk altına alabilmek için güçlü hissetsin kendini.” Eğer bir serbest bırakma iddiası varsa bu yalnızca bir kuşağın zihinsel enerjisini mevcut kurumlara hizmet edebilecekleri ve yararlı olabilecekleri kadardır -yalnızca o kadardır-, dolayısıyla der Nietzsche, bu kontrollü serbestlik bile bir dizgine vurmadır aslında.</p> <p class="text-align-justify">Burada devletin bencilliğine Hristiyanlık ile ilişkisini örnek olarak verir. Bu örnek son derece çarpıcıdır ve kanaatime göre diğer tüm inanç ve dinler için de uyarı niteliğindedir.</p> <p class="text-align-justify">Hristiyanlık, der Nietzsche; kültüre ve kutsal olanın yeniden üretilmesine yönelik dürtünün en saf açığa vuruluşlarından birisidir kesinlikle; fakat devlete ait güçlerin değirmenlerini döndürmek için yüzlerce kez kullanıldığından, zamanla iliklerine kadar hastalanmış, ikiyüzlü ve yalancı olmuş, başlangıçtaki hedefiyle çelişecek kadar yozlaşmıştır.</p> <p class="text-align-justify">Değirmenleri döndürmek için araçsallaştırılan her inanç Nietzsche’nin belirttiği türden bir yozlaşmadan kurtulamayacaktır. Esasında dinin kurumlarla yahut kurumsallaşma ile ilişkisi bağlamında dindar bir zihni meşgul etmesi gereken bir soru /sorun filozofça tespit edilmiştir burada. Teologlarca aynı sorunun tespit edilmesi ise anlaşılan hayli zaman alacak. Ülkemiz özelinde baktığımızda din eğitimi ile ilgili derinlikli bir tartışmanın olmayışı bile bunun açık kanıtı. Matematik Köyü’nün kurucusu Prof. Dr. Ali Nesin bir sosyal medya paylaşımında Köy Enstitüleri söz konusu olduğunda özlemle iç çekerek nemli gözlerini silenlere hitaben “Sızlanıp duracağınıza bugüne kadar neden özel bir Köy Enstitüsü açmadınız?”, diye sormuştu. Aynı soru bugün MEB üzerinden ‘medeniyet rüyası’ görmek isteyen dindar kitleye de sorulabilir. Fakat böyle bir soru cevaptan önce karşısında Anayasa’nın kanun maddelerini bulacaktır. Eğer ortada gerçekten bir soru ve arayış olsaydı böyle bir karşılaşma belki de çok hayırlı olurdu. Ne var ki içinde bulunduğumuz vasatta cevapların değil işte tam da bu türden soruların yokluğunu yaşıyoruz.</p> <p class="text-align-justify">1840’larda Fransa’da önemli bir politik lider olan François Guizot, Nietzsche’nin bahse konu ettiği devletin bencilliğinin sözcülüğüne soyunmuştu. O günlerde devletin karşı karşıya olduğu bir zorluktan bahsediyor ve çözümünü söylüyordu: “Bugünün büyük zorluğu zihne kılavuzluk ve tahakküm etmektir. Eskiden bu görevi kilise yerine getiriyordu; bugün ise kilise bu göreve uygun değildir. Bu büyük hizmet üniversiteden beklenmelidir…”</p> <p class="text-align-justify">Zihne kılavuzluk ederek makbul vatandaşının peşine düşen devlet, aradığı imalathaneyi bulmakta gecikmeyecek dini kurumların elinde bulunan eğitimi laikleştirerek temellük edecekti. Aslında o tarihten itibaren bu kurumlarda esas olarak din dersinin adı değişmiş oldu. Resmi ideoloji “sivil din” olarak ötekinin yerini aldı. Bugün devlet-dışı yapı ve teşekküllerin oluşturdukları eğitim kurumlarının bile bu ufka ne kadar meftun oldukları görülüyor. Hal böyle olunca sivil bir eğitim anlayışının niçin bu kadar uzağına düştüğümüz izahtan varestedir.</p> <p class="text-align-justify">Guizot, erken modern dönemden günümüze devletlerin eğitimde tekel oluşturmalarının ana motivasyonunu açık sözlülükle ilan etmişti. Şimdilerde bu kadar açık sözlü konuşanına rastlayamıyoruz. Eğitim denildiğinde gerçek, bir takım tekerlemelerin bütünü olan bir retorik ile servis ediliyor.</p> <p class="text-align-justify">İş adamlarının uysal ve itaatkâr biraz da teknik beceriler edinmiş işçiler eliyle fabrika bacalarını tüttürme hevesleri, devletlerin resmi ideolojiyi içselleştirmiş uysal ve itaatkâr vatandaşları yaratma ülküsüyle birleşecek ve modern eğitimin iki ana omurgası böylece oluşacaktı. Beklenen ve arzulanan ise endüstriyel toplumun deveranına ve kurumların otoritesine “uyumluluk” dışında bir cevabı aklına bile getirmeyecek bir nüfustu.</p> <p class="text-align-justify">Yaklaşık iki yüz yıl önce ortaya getirilen bugünkü ‘eğitim kazanı’ işte böyle kaynamaya başladı. Bu zamana kadar da varlığını muhafaza etti.  Ne var ki günümüz toplumlarının yaşadıkları değişim ve dönüşüm, beliren yeni parametreler bu kazandan çıkan yemeklerin lezzetsizliğini daha görünür kıldı. Nietzsche’nin büyüklüğü ise bunu yüz elli yıl öncesinden görmesiydi. O, karavanadan lezzetli yemek çıkmayacağını biliyordu. Mevcut eğitim kurumları ile ilgili hükmünü de açık yüreklilikle o zamandan söylemişti: “Şimdiki yüksek eğitimcilerin çabaları sonunda ya bilginler, ya devlet memurları, ya iş adamları, ya kültür alanındaki dar kafalılar, ya da genellikle bunların tümünün karışımı olanlar yetişir.”</p> <p class="text-align-justify"> </p> <p class="text-align-justify"> </p> <p class="text-align-justify"> </p> <p class="text-align-justify"> </p> <p class="text-align-justify"> </p> <p class="text-align-justify"> </p> </div> <span class="field field--name-uid field--type-entity-reference field--label-hidden"><a title="Kullanıcı profilini görüntüle." href="/yazarlar/ali-aydin" lang="" about="/yazarlar/ali-aydin" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="" class="username">Ali Aydın</a></span> <span class="field field--name-created field--type-created field--label-hidden">Ct, 11/28/2020 - 17:48</span> <div class="field field--name-field-tags field--type-entity-reference field--label-hidden clearfix"> <ul class='links field__items'> <li><a href="/egitim" hreflang="tr">EĞİTİM</a></li> </ul> </div> <section class="field field--name-comment-node-makale field--type-comment field--label-hidden comment-wrapper"> <h2 class='title comment-form__title'>Yeni yorum ekle</h2> <drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderForm" arguments="0=node&amp;1=1047&amp;2=comment_node_makale&amp;3=comment_node_makale" token="ZP9eLRluNGJjz0EEyJXgLDVPGOw4qcUetc-5opK8BO4"></drupal-render-placeholder> </section> <div> <div>Galeri</div> <div data-ratio="16/9" data-width="100%" data-maxwidth="100%" data-minwidth="100%" data-height="100%" data-maxheight="600" data-allowfullscreen="true" data-loop="true" data-shuffle="true" data-keyboard="true" data-click="true" data-swipe="true" data-trackpad="true" data-stopautoplayontouch="true" data-clicktransition="crossfade" class="fotorama"> </div> </div> Sat, 28 Nov 2020 14:48:26 +0000 Ali Aydın 1047 at https://www.fikircografyasi.com https://www.fikircografyasi.com/makale/okulu-bir-devlet-kurumu-olmaktan-neden-cikarmaliyiz-2#comments Özöğrenimi Öğreten Öğretmen https://www.fikircografyasi.com/makale/ozogrenimi-ogreten-ogretmen <span class="field field--name-title field--type-string field--label-hidden">Özöğrenimi Öğreten Öğretmen</span> <div class="clearfix text-formatted field field--name-body field--type-text-with-summary field--label-hidden field__item"><div class="_2vreQC5gkI3XCcLRq638aT" style="-webkit-font-smoothing: antialiased; margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font-style: normal; font-variant-ligatures: normal; font-variant-caps: normal; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-weight: 400; font-stretch: inherit; font-size: 14px; line-height: inherit; font-family: &quot;Segoe UI Web (East European)&quot;, &quot;Segoe UI&quot;, -apple-system, BlinkMacSystemFont, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, sans-serif; vertical-align: baseline; color: rgb(50, 49, 48); -webkit-box-flex: 0; flex: 0 0 auto; display: flex; -webkit-box-orient: horizontal; -webkit-box-direction: normal; flex-flow: row; -webkit-box-pack: justify; justify-content: space-between; -webkit-box-align: center; align-items: center; letter-spacing: normal; orphans: 2; text-align: start; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px; -webkit-text-stroke-width: 0px; text-decoration-style: initial; text-decoration-color: initial;"> <div class="_30xWjUPGZhpuRi35EVSJLL _2dudd1Co_AQo__3Mg48CAr" style="-webkit-font-smoothing: antialiased; margin: 0px 20px; padding: 17px 0px 12px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; color: inherit; overflow: hidden; text-overflow: ellipsis;"> <div class="_1rGA5291Yki5ZAtnlCWE_6" style="-webkit-font-smoothing: antialiased; margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: inherit; font-stretch: inherit; font-size: inherit; line-height: 24px; font-family: inherit; vertical-align: baseline; color: inherit; display: flex; flex-wrap: wrap;"> <div class="_1RXgKvT5uZsOz60ou2Py5p" style="-webkit-font-smoothing: antialiased; margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; color: inherit; display: flex; -webkit-box-align: center; align-items: center; overflow: hidden; white-space: nowrap;"> <div aria-level="2" class="nd61WdEGM_AYd1pkT3C0- allowTextSelection" role="heading" style="-webkit-font-smoothing: antialiased; margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: 600; font-stretch: inherit; font-size: 17px; line-height: inherit; font-family: inherit; vertical-align: baseline; color: var(--neutralPrimary); user-select: text; cursor: auto; display: inline; word-break: break-word;" title="ÖĞRETMEN ÖZÖĞRENİMİ ÖĞRETMELİ ">&nbsp;</div> </div> </div> </div> </div> <div> <div tabindex="-1"> <div tabindex="-1"> <div dir="ltr"> <p>&nbsp;</p> <p>Konfüçyüs’e atfedilen şu sözü hep doğru bir önerme olarak tekrarlarız. “Bir kişiye iyilik yapmak istiyorsan ona balık verme, balık tutmayı öğret.”&nbsp;</p> <p>(Hatta bu söze şimdi sadece balık tutmayı değil, balık üretmeyi, yani balık çiftliği açmayı da öğretmemiz gerek. Konfüçyüs'ün yaşadığı çağda her şey doğada vardı. İnsan doğada olanları tüketerek hayatını devam ettiriyordu. Günümüzde ise doğadaki kaynaklar tükenmektedir. İnsan bu çağda ancak üreterek varlığını sürdürebilir ve kaliteli bir hayatı yaşayabilir.)&nbsp;</p> <p>Konfüçyüs'ün sözünü ve eklediğim üretken olmayı eğitimde uyguluyor muyuz? Yani öğrencilere okuma aşkı, öğrenme zevki, beynini kullanma sanatını mı öğretiyoruz? Yoksa var olan bilgileri hafızalarına yüklemeye mi çalışıyoruz?&nbsp;</p> <p>Onlara var olan bilgileri aktarmak, onlara balık vermektir. Onların okuma aşkı, hayal kurma becerisi, düşünme zevki, beyni kullanma sanatı konusundaki bilgi, beceri ve tutumlarını geliştiriyor isek onlara balık tutmayı ve üretmeyi öğretiyoruz demektir.&nbsp;</p> <p>Öğrenme güçlüğü çeken ve zor öğrenen bir çocuk olan Einstein’e öğretmeni “senden bir şey olmaz” demiştir. Ancak Einstein 26 yaşına geldiğinde tüm dünyaya dahi olduğunu ispatlamıştır. İzafiyet teorisini E=mc2 formülünü yayımlayarak bilim dünyasına ciddi bir katkı sunmuştur.&nbsp;</p> <p>Einstein’in beyni incelendiğinde normal bir insan beyninin ¾ ü kadar olduğu ortaya çıkar. Ancak sonraki yıllarda yapılan incelemede Einstein’in beynindeki nöronlar arasındaki ilişki sayısının diğer insanlara oranla çok fazla olduğu anlaşılır.&nbsp;</p> <p>Einstein’i diğer insanlardan farklı kılan ne idi? Einstein beynini kullanmasını biliyordu? Meraklıydı. Kendini kendine sorular soruyordu. Bilgiler arasında bağlantılar kuruyordu. Beyindeki nöronlar arasındaki ilişkileri artırmanın kendi elinde olduğunu biliyordu. Hayal kuruyordu. Hatta bir sözünde “Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Çünkü bilgi sınırlıyken, hayal gücü tüm dünyayı kapsar.” demiştir.&nbsp;</p> <p>Eğer sadece hafızaya yönelik mevcut bilgiler öğretilir, zeka, muhakeme, hayal gücü aktive edilerek beynin üretken gücü kullanılmazsa papağanlaşmış, edilgin, dünyaya artı değer katamayan bir sürü toplumu yetişecektir.&nbsp;</p> <p>Öğretmen sadece beyni kullanmayı değil, yüreğin ve vicdanın nasıl kullanılması gerektiği konusunda da öğrencileri bilgi, beceri, ve tutum yönünden geliştirmelidir. Aksi takdirde toplumu diplomalı yolsuzlar, diplomalı caniler, diplomalı hainler, diplomalı zalimler saracaktır.&nbsp;</p> <p>Geleceğe dair ümidimizi besleyecek adımlar, öğretmenlerin elindedir. Onlar öğrencilere düşünmeyi, öğrenmeyi, iyiliği, güzelliği öğreterek yaşamaya değer bir dünya ve gelecek oluşturabilir.&nbsp;</p> <p>Eğitimi öğretmenden ayrı olarak düşünemeyiz. Eğitimin kalitesi öğretmenin kalitesiyle ilgilidir. Öğretmene değer vermiyorsanız, eğitime değer vermiyorsunuz demektir. Eğitime değer vermiyorsanız insana değer vermiyorsunuz demektir. Çünkü Immanuel Kant'ın dediği gibi "İnsan ancak eğitimle insan olabilir."&nbsp;</p> <p>(Not: özöğrenim kavramını özsaygı, özgüven kavramlarından mülhem olarak kullandım. Özöğrenim kişinin kendi kendine düşünmeyi, öğrenmeyi, üretmeyi bilmesi, kendini yetiştirmesi anlamındadır. Öğretmen ise bu melekeleri aktive eden kişidir. Papağan yetiştiren öğretmen değildir.)&nbsp;</p> <p><strong>Yolumuzun Meşaleleri</strong></p> <p>Bir sosyoloji profesörü Baltimore şehrinin kenar mahallesinde yaşayan 200 erkek çocuğun geleceğini araştırmak için öğrencilerine ödev vermişti. Sosyoloji öğrencileri hazırlayıp profesöre sunduğu bu raporda, kötü koşullarda yaşayan bu kenar mahalle çocuklarının gelecekte hiçbir şanslarının olmadığını belirtmişlerdi.&nbsp;</p> <p>Aradan 25 yıl geçti. Başka bir sosyoloji profesörü bu raporu buldu. Kendi öğrencilerine bu 200 öğrencinin akıbetlerinin nasıl olduğunu araştırmalarını istedi. Yapılan araştırma sonucunda, o bölgeden taşınan veya ölen 20 kişinin dışında 180 kişiden 176 sının olağanüstü başarı göstererek, doktor, avukat, mühendis ve iş adamı gibi saygın meslek sahipleri oldukları tespit edildi. Profesör olumsuz koşullarda bu başarının nasıl ortaya çıktığı konusunu merak edip bu başarılı kişilerle tek tek görüştü. Hepsinin söylediği birtek şey vardı. “Mahalle okumuzda bir öğretmenimiz vardı. Onun sayesinde başarılı olduk” dediler.&nbsp;</p> <p>Profesör bu kez başarıya imza atan öğretmeni merak etti. Onun yaşadığını öğrendi. Araştırıp yerini öğrendikten sonra onu ziyaret etti. Öğretmen hanım artık iyiden iyiye yaşlanmıştı. Profesör, yaşlı öğretmene “kenar mahallenin kötü koşullarına rağmen öğrencilerin başarılı bir meslek sahibi olmalarını sağlamak için hangi sihirli formülü uyguladığını” sordu.&nbsp;</p> <p>Yaşlı öğretmenin gözlerinin içi parladı. Profesöre tatlı bir tebessümle cevap verdi: “Çok basit. Ben öğrencilerimi çok sevdim.”&nbsp;</p> <p>Ben öğretmenlerimi hep sevdim. Öğrencilerimi de çok seviyorum. İşin sırrı sevgide.&nbsp;</p> <p>Özellikle yetişmemde emeği geçen öğretmenlerimle, insanlara ışık olan tüm öğretmenlerin öğretmenler gününü kutluyor, saygılar sunuyorum.&nbsp;</p> <p>&nbsp;</p> <p>En çok sevilen öğretmen en çok seven öğretmendir.&nbsp;</p> <p>Cemil MERİÇ&nbsp;</p> <p>**&nbsp;</p> <p>Ben öğretmen olarak gönderildim.&nbsp;</p> <p>Hz. Muhammed&nbsp;</p> <p>**&nbsp;</p> <p>Öğretmenlik en kutsal görevdir, bir peygamberlik mesleğidir.&nbsp;</p> <p>Prof. Dr. Erol Güngör&nbsp;</p> <p>**&nbsp;</p> <p>Öğretmenler yeni yetişen nesil sizin eseriniz olacaktır.&nbsp;</p> <p>M. Kemal Atatürk&nbsp;</p> <p>**&nbsp;</p> <p>Dünyada her şeye değer biçilir; ama öğretmenin eserine değer biçilmez.&nbsp;</p> <p>Sokrates&nbsp;</p> <p>**&nbsp;</p> <p>Yeryüzünde öğretmenlikten başka şerefli bir meslek tanımıyorum.&nbsp;</p> <p>Diogenes&nbsp;</p> <p>**&nbsp;</p> <p>Bir kimse, eski bilgilerin yeniden ve yeniden gözden geçirebiliyor ve bunlara yenilerini ekleyebiliyorsa, o kişi diğerlerinin öğretmeni olabilir.&nbsp;</p> <p>Konfüçyüs&nbsp;</p> <p>**&nbsp;</p> <p>Bir ülkenin geleceği o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır.&nbsp;</p> <p>Albert Einstein&nbsp;</p> <p>**&nbsp;</p> <p>Heykeltıraş mermere ne ise, öğretmen de çocuğa odur.&nbsp;</p> <p>Edison&nbsp;</p> <p>**&nbsp;</p> <p>Doktorlar, aktörler, ve virtüözler, sahnede oldukları anların kahramanıdırlar… yaşadıkları sürece ünleri, etkileri vardır. Öğretmen öyle mi? Onun çocuk ve gençler üzerindeki etkileri büyüktür ve nesilden nesile geçer.&nbsp;</p> <p>Balzac&nbsp;</p> <p>**&nbsp;</p> <p>İnsanı olduğu gibi gören ve seven bir öğretmen bir toplum için en değerli hazinedir.&nbsp;</p> <p>Bacon&nbsp;</p> <p>**&nbsp;</p> <p>Öğretmen olacak yeterlilikteki bir insan, ülkeleri yönetecek kapasitedeki bir insandır.&nbsp;</p> <p>William James&nbsp;</p> <p>**&nbsp;</p> <p>Öğretmenler; fikir feyiz ve nur ordularıdır.&nbsp;</p> <p>Tevfik Fikret&nbsp;</p> <p>**&nbsp;</p> <p>Çocuklara okuma isteği aşılamayan bir öğretmen, havada soğuk demir dövüyor demektir.&nbsp;</p> <p>H. Menn&nbsp;</p> <p>**&nbsp;</p> <p>Öğretmen, ne ustabaşı, ne işçi ne de siyaset adamıdır. Öğretmen insan zekası ile uğraşan, karşısına gelen çocukların düşüncelerini ve ruhlarını uyandıran, onları bir şeyler ortaya koyar hale getiren meslek adamıdır.&nbsp;</p> <p>Mehmet Kaplan&nbsp;</p> <p>**&nbsp;</p> <p>Öğretmenini motive edemeyen ülkeler gençliğini motive edemez.&nbsp;</p> <p>Bismark&nbsp;</p> <p>**&nbsp;</p> <p>Öğretmen, bir zekayı tamamen hazır bilgilerle dolduran öğretici değil, öğrencilerin kendi kendilerine fikirlerini geliştirmeleri için onları teşvik eden bir insan olmalıdır.&nbsp;</p> <p>Alexis Carrel&nbsp;</p> <p>**&nbsp;</p> <p>Eğitimin gerçek amacı uyandırmaktır.&nbsp;</p> <p>jiddu Krishnanurti&nbsp;</p> <p>&nbsp;</p> <p>Yolumuzu aydınlatan tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum.</p> <p>&nbsp;</p> <p>&nbsp;</p> </div> </div> </div> </div> </div> <span class="field field--name-uid field--type-entity-reference field--label-hidden"><a title="Kullanıcı profilini görüntüle." href="/yazarlar/durdu-gunes" lang="" about="/yazarlar/durdu-gunes" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="" class="username">Durdu Güneş</a></span> <span class="field field--name-created field--type-created field--label-hidden">Sa, 11/24/2020 - 13:54</span> <div class="field field--name-field-tags field--type-entity-reference field--label-hidden clearfix"> <ul class='links field__items'> <li><a href="/egitim" hreflang="tr">EĞİTİM</a></li> </ul> </div> <section class="field field--name-comment-node-makale field--type-comment field--label-hidden comment-wrapper"> <h2 class='title comment-form__title'>Yeni yorum ekle</h2> <drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderForm" arguments="0=node&amp;1=1044&amp;2=comment_node_makale&amp;3=comment_node_makale" token="oKdS96HyadBDdn4nc4w1jgUOtNf2MNbRMqUf5ywKIqc"></drupal-render-placeholder> </section> <div> <div>Galeri</div> <div data-ratio="16/9" data-width="100%" data-maxwidth="100%" data-minwidth="100%" data-height="100%" data-maxheight="600" data-allowfullscreen="true" data-loop="true" data-shuffle="true" data-keyboard="true" data-click="true" data-swipe="true" data-trackpad="true" data-stopautoplayontouch="true" data-clicktransition="crossfade" class="fotorama"> </div> </div> Tue, 24 Nov 2020 10:54:02 +0000 Durdu Güneş 1044 at https://www.fikircografyasi.com https://www.fikircografyasi.com/makale/ozogrenimi-ogreten-ogretmen#comments Hangi Öğretmen, Hangisi Öğretmen? https://www.fikircografyasi.com/makale/hangi-ogretmen-hangisi-ogretmen <span class="field field--name-title field--type-string field--label-hidden">Hangi Öğretmen, Hangisi Öğretmen?</span> <div class="clearfix text-formatted field field--name-body field--type-text-with-summary field--label-hidden field__item"><p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><b><i><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR"><o:p>&nbsp;</o:p></span></i></b></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">1981’de 12 Eylül darbe yönetimi tarafından; Mustafa Kemal Atatürk’ün 24 Kasım 1928’de Millet Mekteplerinin Başöğretmenliğini kabul ettiği gün, Öğretmenler Günü olarak kutlanılmaya başlar. Ve 1981’den beri her yıl 24 Kasım'da öğretmenler nezaretinde öğretmenlere türlü şirinlikler yapılarak “mesleğin kutsiyeti” en üst perdeden dile getirilir... Öğretmenler nezaretinde öğretmenlere yapılan şirinliklerin bu yıl da salgın nedeniyle sosyal medyada yapılıyor olduğuna şahit olacağız.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Kalabalık için hayat sloganlaşmış bir dizi</span><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;mso-fareast-language: TR"> basit <span style="color:#050505">ezber içinde geçiyor ve görünen o ki böylece nihayet bulacak. Bu ezberlerden biri de "kutsal öğretmenlik' mesleği ezberi. Mesleğin “değeri ve kutsiyeti”, icra edilirken maalesef biraz tartışmaya açık hale geliyor.<o:p></o:p></span></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;mso-fareast-language: TR">Öğretmenlik kutsal bir meslek ve öğretmen değerli bir insan. Peki hangi öğretmen?<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Öğrencilik zamanlarımıza dair hatıralarımızı anlatırken “Bir öğretmenimiz vardı…” ile başlayan cümleler kurarız mesela. Hasretle anlatılan ve hayatımıza dokunan, bizde güzel izler bırakan o muhteşem insanı anlatırken tekrar o günlere dönmek ve o anları yaşamak isteriz. Bazen de “bir öğretmenimiz vardı…” ile başlayan öyle cümleler kurarız ki o günlerden sağ salim çıkmış olduğumuza şükrederiz.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Yani tamamı muhteşem ya da tamamı kötü değildir. Şimdi bir öğretmen olarak bu meseleyi başlıklar halinde ele alayım:<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt; font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505;mso-fareast-language: TR"><o:p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</o:p></span><b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Toplumun Gözünde Öğretmen<o:p></o:p></span></i></b></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Çeşitli sosyoekonomik nedenlerle "devlet kapısı-garanti iş" olarak görülen bu meslek, mesleği icra edenlerin </span><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;mso-fareast-language: TR">bir kısmı <span style="color:#050505">tarafından; çocukların ufkunu açmak, iyi-güzel insanlar yetiştirmek maksadıyla değil de ekonomik güvence olması sebebiyle seçilir. (İdealist öğretmenler bu değerlendirmenin konusu değildir.) Böyle olunca da "ben maaşımı bilirimci" bir zihniyet milletin geleceği olan çocukları ve gençleri </span>ziyan<span style="color:#050505"> eder.<o:p></o:p></span></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Özellikle anne babaların "Çocuğum doktor, mühendis, avukat olsun; hiçbir şey olamıyorsa öğretmen olsun." yaklaşımı öğretmeni cemiyet nezdinde itibarsızlaştıran temel olumsuz bakış açısıdır. Toplumun gözünde değeri olmayan ve sürekli tatil yaptığı düşünülen bu camianın eline "en kıymetli zenginliğimizi, geleceğimizi, çocuklarımızı" teslim edip iyi şeyler beklemek de yine aynı toplumun tutarsızlığıdır. İtibarı bu şekilde zedelenmiş öğretmenleri amiyane tabirle gaza getirmek için her sene 24 Kasım'da öğretmenlere yine öğretmenler nezaretinde türlü şirinlikler yapılıp öğretmenleri pohpohlamak aslında küçültücü bir muameledir.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Büyük firmalar-markalar bu “itibarsızlaştırarak değer verme” işinde kimseden geri kalmaz. Her yıl 24 Kasım’dan önce reklamlarla-ilanlarla öğretmeni itibarsızlaştırma furyası başlar.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Eskiden ucuz ürün satan marketlerde “öğretmenler günü için hediye” stantları açılır “süveter, kalem, kravat, cüzdan, çanta” kabilinden öğretmenlere lüks gelebilecek ürünler sergilenirdi. Şimdi de alışveriş sitelerinde öğretmenler gününe özel büyük indirim ilanları var. Beklenilen şey öğrencilerin öğretmenlerine hediyeler alması ve de öğretmenlerin “sevinçten havalara uçması”dır. Öğretmenliğin onurunu eğlencelik ve ticari bir şeye dönüştürdüklerinin belki de farkında değillerdir.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Yasa zoruyla holding ceosu gibi giyinmeye* zorlayıp cebine vasıfsız işçi-memur parası koyduğunuz öğretmen için konfeksiyon markalarının “canımız öğretmenlerimize büyük indirim” temalı sadakadan bozma indirim mesajları telefonlarınıza gelir. Sizden 3-5 kuruşa tenezzül etmeniz, gidip bu büyük markaların patronlarının merhametine sığınmanız beklenir. Sırf bunu sizi sevdikleri için yaparlar. <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Salgından önce hava yolu şirketleri, tatil firmaları dalga geçer gibi “öğretmenlere özel” paketler hazırlayıp reklamlar yaparlardı. Böylelikle hem “bizleri ne kadar sevdiklerini” ilan edip duyarlılıklarını gösterirler hem de hiçbir öğretmen o promosyondan faydalanamadığı için bir maliyete katlanmazlardı.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Bu küçültücü şirinlikler sırf “öğretmenlere sevgi gösterisi” için yapılır…<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Öğrenci ve Öğretmen<o:p></o:p></span></i></b></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Dünyanın en kıymetli varlığı insan. Ve insanlık öğretmenlerin elinde şekillenir. Ya muhteşem bir esere dönüşür ya da tuhaf bir şekil alır.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;mso-fareast-language: TR">Öğretmen bizde ezberci bir eğitim sistemi içinde yetişmiştir. Bunun sonucunda da bazı öğretmenler ezbercilikten kurtulamaz, dolayısıyla da nakil işiyle uğraşır. Ezberini nakleder. Bunu en önemli iş olarak görür. <span style="color:#050505">Ezberletebildiği ve bunun geri dönüşünü alabildiği ölçüde başarılı sayılır. Farklı fikirlere farklı tercihlere tahammülü yoktur. Dolayısıyla da yetiştirdiği kitle kendisine benzer. Bu kitle öfkelidir, kendisi gibi düşünmeyenleri sevmez hem de başkalarını "tek tip düşünmekle" itham eder.<o:p></o:p></span></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Bir kısmı da öğrencisini müşteri olarak, iş olarak görür.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Bir kısmı potansiyel tehdit ve tehlike olarak görür.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Bir kısmı aynı kıyafet içinde boy sırasına sokulmuş, sayılarla ifade edebileceği eşyalar gibi görür.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Bir kısmı istatistiksel bir veri olarak görür.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Bir kısmı da "insan" olarak eşref-i mahluk olarak görür, ona dokunur, onu sever, ona değer verir, öğrencisinin geleceğinin insanlığın geleceği olduğunu bilir ve her öğrencisine özen gösterir. Öğrencisinin ailesini, ekonomik durumunu, inançlarını, tercihlerini vereceği değer için ölçü saymaz; onu işi olarak görmez, onu hayatının önemli bir parçası olarak görür. Bu tür öğretmen azdır.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt; font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505;mso-fareast-language: TR"><o:p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</o:p></span><b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Öğretmen ve Entelektüalite<o:p></o:p></span></i></b></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Bilim adamları, fikir adamları, sanatçılar, filozoflar hayatlarının sonuna kadar okur, araştırır ve hakikatin ne olduğunu bulmaya çalışır. Doğrusu da budur. Ama </span><span style="font-size:11.5pt;font-family: &quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family: &quot;Segoe UI Historic&quot;;mso-fareast-language:TR">bizde bazı öğretmenler diplomayı aldıktan sonra kitaptan uzaklaşır. <span style="color:#050505">Çünkü ona diploma verilmiş, “Sen oldun, artık git, okut, öğret.” denilmiştir. O da bu görev tevdiini: "Sen artık nirvanaya erdin, bilgide son noktaya ulaştın, daha öğrenecek bir şey kalmadı, maşallah sana, haydi bakalım…" şeklinde anlamıştır. Ve görevini; “her şeyin en doğrusunu bilen, en bilgili en kültürlü kişi olarak ne ezberlediyse onları körpecik zihinlere kazımayı tek ve en doğru davranış olarak görmek” bilinciyle yapmaya başlamıştır. Demek doksanına merdiven dayamış birçok hakikat yolcusu bilim, sanat, fikir insanı zekâ yetmezliği yaşadıkları için mutlak doğruyu bulamamışlar ama bazı öğretmenlerimiz zorunlu eğitim sürecinde meseleyi halletmiştir. </span>Maalesef bu tip öğretmen sayımız küçümsenmeyecek boyuttadır.<u><o:p></o:p></u></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt; font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:red;mso-fareast-language:TR"><o:p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</o:p></span><b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Günah Keçisi Öğretmen<o:p></o:p></span></i></b></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Toplumda her ne kötülük varsa müsebbibi öğretmen olarak görülür. Ortalama kabullere göre davranmayan insanlara “Mektep-medrese görmedin mi?”, “Size okulda usul adap öğretilmedi mi?”, “Senin öğretmenin kim?” denir. Zorunlu eğitimden geçen toplumun hataları öğretmene fatura edilir. Ve sistem, sosyal şartlar, ebeveyn niteliği, medya vb. faktörlerin hiçbiri bu olumsuzluğun sorumlusu olarak görülmez. Çünkü öğretmen “kutsal bir meslek” icra eder ve bu kutsiyete sınırları belli olmayan bir güç de atfedilir. O, bu kutsal güçle tüm sorunları bir çırpıda çözmeli, önüne gelen her öğrenciden boy boy doktor, mühendis, hâkim, savcı yetiştirmelidir.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt; font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505;mso-fareast-language: TR">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Öğretmen az çalışan çok kazanan ve neredeyse tüm seneyi tatil yaparak geçiren bir asalak gibi görünür çoğunun gözüne. Bu duyguda apaçık bir haset duygusu sırıtır. Haset değilse konuya dair cehalet muhakkaktır.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal; background: white;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><span style="font-size:11.5pt; font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505;mso-fareast-language: TR"><o:p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</o:p></span></i></b><b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Propagandist Öğretmen<o:p></o:p></span></i></b></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Zorunlu eğitimin öğretmenden beklediği şey aslında endoktrinasyondur. Propagandist öğretmen endoktrinasyonun en önemli unsurudur. Makbul vatandaş yetiştirmeye kendini adamıştır. Dönemden döneme yönetimden yönetime makbul vatandaşın tanımı değişse de propagandist öğretmen için bu kutsal vazife değişmez. Muhakemesinin gelişmediği 4-5 yaşlarından 20’li yaşların ortasına kadar “ezberlediği” sloganları aynı yaşam dönemindeki çocukların zihnine kazımayı kendisine en kutsal görev olarak görür. Bu propaganda genelde hakim ideoloji olurken bir inancın, etnisitenin, başka bir ideolojinin propagandası şeklinde de görülür. Bunun aslında insan haklarına aykırı olduğunu, insan onurunu zedelediğini görmez. Hiçbir çocuğa ebeveyninin ve kendisinin rızası olmadan propaganda yapılamayacağına aklı ermez. İnsanlığın kurtuluşunun kendi “ezberiyle” olacağına inancı kesindir. Propagandist öğretmen bu büyük camianın içinde ciddi bir yekûn teşkil eder. Bu tipten iyi bir politikacı, iyi bir vaiz, iyi bir ideolog olabilir ama asla öğretmen olmaz.<b style="mso-bidi-font-weight: normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><o:p></o:p></i></b></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal; background: white;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><span style="font-size:11.5pt; font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505;mso-fareast-language: TR"><o:p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</o:p></span></i></b><b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Memur Öğretmen<o:p></o:p></span></i></b></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Öğretmen 657 sayılı kanuna tabidir. Sınırları bellidir. Yapacağı her şey bir kurala bağlanmıştır. Kuralların dışına çıkması söz konusu değildir. Öğrencilere bazı şeyleri ezberletmesi istenen kişidir. Bu sırada onları disipline etmesi istenir. Ancak herhangi bir disiplinsizlik durumunda elinde bir yaptırım gücü yoktur. Öğrencilerin psikolojisini bozmadan; onları fikri hür vicdanı hür, yeteneklerini keşfetmiş, bilgili bireyler haline getirirken bir yandan da disipline etmesi beklenen kişidir. Yetkisizdir ama sorumludur. Kendisine her 24 Kasım’da insanlık açısından “en kutsal mesleği” yaptığı, çok değerli çok önemli bir insan olduğu söylenen ama kural dışına çıkmaması gerektiği sürekli vurgulanan ve inisiyatifine hiçbir şey bırakılmayan kişidir.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt; font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505;mso-fareast-language: TR"><o:p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; </o:p></span><b><i><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">“Ben Aslında Öğretmen Olmayacaktım.” Diyen Öğretmen </span></i></b><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Hayali öğretmen olmak olup bunu tercih listesinde ilk sıralarda belirtip öğretmen olanların sayısı büyük camianın içinde maalesef azınlıktadır. Öğretmenlerin </span><span style="font-size:11.5pt;font-family: &quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family: &quot;Segoe UI Historic&quot;;mso-fareast-language:TR">önemli bir kısmı <span style="color:#050505">tercih listesindeki tıp, hukuk, mühendislik vb. fakülteleri kazanamayıp daha alt sıralardaki öğretmenlik bölümlerini kazanmış insanlardan oluşur. Ve bunu da söylemekten çekinmezler: “Ben aslında şu fakülteyi kazanacaktım ama 1-2 puanla kazanamadım ve öğretmenlik kazandım.” </span>Sistem, sosyal şartlar, ekonomik şartlar, ebeveyn baskısı, çevre beklentisi insanları bu tür tercihler yapmaya zorlar. Bunun böyle olması onların bir suçu değildir. <span style="color:#050505">Sorun; bu öğretmenlerin önemli bir kısmında kendilerini bu mesleğe ait görmemek, hakkının yenildiğini düşünmek, mesleğini küçümsemek, mesleğini özensiz icra etmek, mutsuz biçimde işini yapmaktır. Tabii ki bu biçimde öğretmen olup mesleğinin hakkını veren ve </span>saygıyı hak eden birçok <span style="color:#050505">öğretmen de vardır.<o:p></o:p></span></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal; background: white;"><b><i><span style="font-size:11.5pt; font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505;mso-fareast-language: TR"><o:p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</o:p></span></i></b><b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Kutsal Öğretmenlik<o:p></o:p></span></i></b></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Çok kalabalık bir kitleyi “mutlu” etme nutuklarının başlığıdır. Bu başlık altında; “En kadim meslek, peygamberler de insanlığın öğretmenleridir, filozoflar ve bilgeler…” diye devam eden yüksek dozda iltifat içeren ifadeler bulunur. Statü ve maddi olarak rahatlatamadığınız kalabalık bir kitleyi bu ifadelerle teskin etmek hatta onlara kendini iyi hissettirmek mümkündür. Evet, meslek özünde kutsaldır. İnsan yetiştirmek, inanasının kendini keşfetmesini sağlamak, onu karanlıktan aydınlığa çıkarmak, onu bilgi ve beceri ile donatmak her türlü iltifattan daha fazlasıdır. Ancak bizde pratikte bunun olduğunu söylemek için bizden habersiz olmak iktiza eder.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal; background: white;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><span style="font-size:11.5pt; font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505;mso-fareast-language: TR"><o:p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</o:p></span></i></b><b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">3.Sayfada Öğretmen<o:p></o:p></span></i></b></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;mso-fareast-language: TR">Ülkemizde üniversite okuyarak edinilen mesleklerin tamamına yakınında bir ölçüt vardır: Belli bilgileri ezberlemek ve sorulduğunda söylemek. Doktorluktan mühendisliğe, hukukçuluktan eğitimciliğe kadar birçok meslek için bu böyledir. Pek az meslek için kabiliyet, ahlaki durum, sicil kaydı, sağlık durumu gibi özel şartlar aranır. Güvenlik, spor, güzel sanatlar gibi alanlarda bazı mesleklerdir bunlar.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;mso-fareast-language: TR">Öğretmenlik, dünyanın en değerli varlığı insanı şekillendirecek mesleği olmasına rağmen öğretmen yetiştirme ve öğretmen seçme konusunda sistem hiç de özenli değildir. Bu mesleğe dair ölçütler belirlenmemiştir. İsteyen herhangi bir kişi ortalama net sayısıyla öğretmen olabilir. Bu konuda bir gelişigüzellik söz konusudur. Bu durum maalesef çok üzücü, çok çirkin, çok nahoş durumlara sebep olur. 3. sayfa haberlerine konu olan öğretmenlere baktığımızda ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır. Yetkili ve sorumlu merciler, bu büyük camianın yüz karalarını görüp “öğretmen yetiştirme sisteminin, anlayışının derhal masaya yatırılması gerektiği gerçeğini” anlamak zorundadır. <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;mso-fareast-language: TR">“3. sayfa öğretmenleri” toplumun “Bakın işte, bir de öğretmen olacaklar, biz bunlara çocuklarımızı emanet ediyoruz, toplum bunlar yüzünden…” diye devam eden yakınma ve aşağılamaların konusu olan ve tüm camiayı töhmet altında bırakan kişilerdir. Bunlara öğretmen demek hata olur.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal; background: white;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><span style="font-size:11.5pt; font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505;mso-fareast-language: TR"><o:p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</o:p></span></i></b><b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Öğretmen<o:p></o:p></span></i></b></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Öğretmen, şüphe eder, sorar, anlamaya çalışır. Bunu bir ömür boyu sürdürür. Ve kendine emanet edilen insana saygı duyar. Ona şüphe etmeyi, sorgulamayı, anlamayı, anlamaya çalışmayı, bir ömrü “hakikat”i arama ve anlama çabası içinde geçirmeyi öğretir.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Kendisine emanet edilen insanı bir kalıba sokmaya çalışmaz. Ona kalıplarını kırmayı, kendini keşfetmeyi, hakikatle arasında bağ kurmayı öğretir.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Kendisine emanet edilen insanı “içindeki insan”la tanıştırır. Onu kendisiyle yüzleştirir. Ona saygı duyar ve ona insanlara saygı duymayı, varlığı sevmeyi öğretir. Bunu yaptığı müddetçe kendisini huzurlu hisseder.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Bu büyük camianın içinde </span><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;mso-fareast-language: TR">birçok <span style="color:#050505">“öğretmen” vardır. Ve hakikaten saygıyı hak ederler.<o:p></o:p></span></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal; background: white;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><span style="font-size:11.5pt; font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505;mso-fareast-language: TR"><o:p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</o:p></span></i></b><b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Öğretmen Olmak İsteyen Genç<o:p></o:p></span></i></b></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;mso-fareast-language: TR">Amacın “geçimlik meslek edinmekse” daha kazançlı ve daha kolay yolları dene. <span style="color:#050505">Sabırsızsan, sevmiyorsan insanları, gelip ezberlerini körpecik zihinlere dayatacaksan, ufuk açmayacaksan, bakış açılarını zenginleştirmeyeceksen, egonu tatmin edeceksen, sana yapılan yanlışların hırsını çıkartıp aynı hataları tekrarlayacaksan gelme, öğretmen olma…<o:p></o:p></span></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">“En değerli varlık insandır, yaşayacağım kadar maddi kazanç bana yeter, kimi zaman zorluk çeksem de olur, amacım körpecik zihinleri köreltmek değil, onlara şüphe etmeyi, araştırmayı, kendini keşfetmeyi, yeni ufuklara yelken açmayı öğretmek.” diyorsan, öğrencilerini kendine benzetmek yerine onlara kendileri olma imkânı vereceksen, “Kitap okuyun.” demeden önce kitap okuyacaksan, “Düşünün.” demeden önce düşüneceksen, “Ahlaklı olun.” demeden önce ahlaklı olacaksan gel, öğretmen ol. </span><span style="font-size: 11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;mso-fareast-language:TR">Sana çok ihtiyaç var.<span style="color:#050505"><o:p></o:p></span></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt; font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505;mso-fareast-language: TR"><o:p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</o:p></span><b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;mso-fareast-language: TR">24 Kasımlarda Öğretmen<o:p></o:p></span></i></b></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">"Vay efendim, bu öğretmenlik mesleği var ya, acayip kıymetli bir meslek, dünyada böyle kıymetli, önemli meslek yok ..." kıvamında nutuk atan, bildiri yayınlayan, şiir okuyanlar: Bunlar bize değer katmadığı gibi toplum nezdinde müstehzi tebessümlere neden olan ve değersizliğimizi yüzümüze vuran şeyler. Bunlardan vazgeçin...<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Ve medyanın sürekli öğretmenlerin tatiliyle ve geliriyle ilgili asparagas haber yapmaktan haz duyan tayfası...İşlerini hakkıyla yapan meslektaşlarımızın izzetinefsini kırmak için gösterdiğiniz çaba sizin niteliksiz öğretmenler elinde çarçur olmuş patavatsız, kalitesiz kimseler olduğunuzun bir göstergesidir. Azalarak, eksilerek tükenin...<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Her meslek grubunda toplumun her katmanında ahlaken tefessüh etmiş, işini kötünü yapan; çıkarcı, öfkeli kalabalığın kendilerini yetiştiren öğretmenlerinin izini taşımadığını kim söyleyebilir? Tam aksine “güzel ve iyi insanların” kendilerini yetiştiren öğretmenlerinden izler taşıdığı da muhakkaktır. Yani bugün müspet ya da menfi her halimizde öğretmenlerimizin izi vardır.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal; background: white;"><b><span style="font-size:11.5pt; font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505;mso-fareast-language: TR"><o:p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</o:p></span></b><b><i><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Peki Hangi Öğretmen, Hangisi Öğretmen?<o:p></o:p></span></i></b></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Sahi; hangi öğretmen, hangisi öğretmen? Genellemeler çoğu zaman hatalıdır. Hiçbir camia tamamen iyi ya da tamamen kötü değildir. Hepsini yüceltmek ya da hepsini değersizleştirmek yerine önce şu soruyu cevaplamalıyız:<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Hangi öğretmen?<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt; font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505;mso-fareast-language: TR"><o:p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</o:p></span><b><i><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Velhasıl<o:p></o:p></span></i></b></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Velhasıl, arada bir "Hocam, nasılsınız?" diyen bir öğrencinizin selamını alır ve mutlu olursunuz. Bu mutluluğu çoğu keyfe değişmeyeceğimiz bir meslektir öğretmenlik. Kimseden iltifat istemez...<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Hayatına dokunduğumuz, onunla gülüp onunla hüzünlendiğimiz, kıymet verdiğimiz, muvaffakiyetleriyle sevindiğimiz öğrencilerimizin bir selamı yeter...<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 35.4pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505; mso-fareast-language:TR">Yılın herhangi bir gününde...<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt; font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505;mso-fareast-language: TR"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p class="MsoNormal text-align-justify" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal; background: white;"><span style="font-size:11.5pt; font-family:&quot;inherit&quot;,serif;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;;color:#050505;mso-fareast-language: TR">*</span><span style="font-size:8.0pt;font-family:&quot;inherit&quot;,serif; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI Historic&quot;; color:#050505;mso-fareast-language:TR">Takım elbise giyme zorunluluğunun doğurduğu nahoş bir görüntü vardır, muhakkak gözünüze takılmıştır. Çoğu öğretmen kıyafet yönetmeliğine uygun giyinmek için takım elbise kravat gömlek kombini ile işini yapar. Ancak bu kıyafetleri kaliteli ve çeşitli almaya bütçeleri yetmediğinden ucuz ve az sayıda kıyafeti tekrar tekrar ve uzun yıllar giydiği için daima öğrencilerin alay konusu olurlar. Şimdi sendikal faaliyet çerçevesinde “serbest kıyafet” eylemi yapmak suretiyle daha makul kıyafetler giyip bu gülünçlükten nispeten kurtulmuş gibiler.</span><o:p></o:p></p> </div> <span class="field field--name-uid field--type-entity-reference field--label-hidden"><a title="Kullanıcı profilini görüntüle." href="/yazarlar/abdurrahim-toprak" lang="" about="/yazarlar/abdurrahim-toprak" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="" class="username">Abdurrahim Toprak</a></span> <span class="field field--name-created field--type-created field--label-hidden">Pt, 11/23/2020 - 11:32</span> <div class="field field--name-field-tags field--type-entity-reference field--label-hidden clearfix"> <ul class='links field__items'> <li><a href="/egitim" hreflang="tr">EĞİTİM</a></li> </ul> </div> <section class="field field--name-comment-node-makale field--type-comment field--label-hidden comment-wrapper"> <article role="article" data-comment-user-id="0" id="comment-1213" class="comment js-comment by-anonymous clearfix"> <div class="comment__meta col-sm-3"> <span class="hidden text-danger" data-comment-timestamp="1606581759"></span> <small class="comment__author"><span lang="" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="">Yüksel Karauz</span></small> </div> <div class="comment__content col-sm-9 card"> <div class="card-body"> <h3 class="card-title"><a href="/comment/1213#comment-1213" class="permalink" rel="bookmark" hreflang="tr">Inan ki her bir sızı ve…</a></h3> <div class="clearfix text-formatted field field--name-comment-body field--type-text-long field--label-hidden field__item"><p>Inan ki her bir sızı ve serzenişimizi, kaygı ve beklentimizi dile getirmişsin gardaşım gönlüne kalemine sağlık.. Allah muvaffak eylesin...</p> </div> <nav><drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderLinks" arguments="0=1213&amp;1=default&amp;2=tr&amp;3=" token="VYzdgYCK2NlpWHxvIcxPeIFHYGeCYuu2ILlx1SJb1oQ"></drupal-render-placeholder></nav> </div> <div class="card-body"> <span class="comment__time">Per, 11/26/2020 - 14:21</span> <span class="comment__permalink"><a href="/comment/1213#comment-1213" hreflang="tr">Kalıcı bağlantı</a></span> </div> </div> </article> <article role="article" data-comment-user-id="0" id="comment-2132" class="comment js-comment by-anonymous clearfix"> <div class="comment__meta col-sm-3"> <span class="hidden text-danger" data-comment-timestamp="1630649067"></span> <small class="comment__author"><span lang="" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="">Konuk</span></small> </div> <div class="comment__content col-sm-9 card"> <div class="card-body"> <h3 class="card-title"><a href="/comment/2132#comment-2132" class="permalink" rel="bookmark" hreflang="tr">güzel tespitler...</a></h3> <div class="clearfix text-formatted field field--name-comment-body field--type-text-long field--label-hidden field__item"><p>güzel tespitler...</p> </div> <nav><drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderLinks" arguments="0=2132&amp;1=default&amp;2=tr&amp;3=" token="wJozBOkB39tKzH3OrAQragZeaUHQk0yKbcUHEwfTpkk"></drupal-render-placeholder></nav> </div> <div class="card-body"> <span class="comment__time">Per, 09/02/2021 - 17:08</span> <span class="comment__permalink"><a href="/comment/2132#comment-2132" hreflang="tr">Kalıcı bağlantı</a></span> </div> </div> </article> <h2 class='title comment-form__title'>Yeni yorum ekle</h2> <drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderForm" arguments="0=node&amp;1=1043&amp;2=comment_node_makale&amp;3=comment_node_makale" token="hXOeiAjf_V0dQWLI7XAHBziQtjkL_wR_cIGomeb6i2M"></drupal-render-placeholder> </section> <div> <div>Galeri</div> <div data-ratio="16/9" data-width="100%" data-maxwidth="100%" data-minwidth="100%" data-height="100%" data-maxheight="600" data-allowfullscreen="true" data-loop="true" data-shuffle="true" data-keyboard="true" data-click="true" data-swipe="true" data-trackpad="true" data-stopautoplayontouch="true" data-clicktransition="crossfade" class="fotorama"> </div> </div> Mon, 23 Nov 2020 08:32:31 +0000 Abdurrahim Toprak 1043 at https://www.fikircografyasi.com https://www.fikircografyasi.com/makale/hangi-ogretmen-hangisi-ogretmen#comments Salgın Sürecinde Eğitim-Öğretim İçin Birkaç Öneri https://www.fikircografyasi.com/makale/salgin-surecinde-egitim-ogretim-icin-birkac-oneri <span class="field field--name-title field--type-string field--label-hidden">Salgın Sürecinde Eğitim-Öğretim İçin Birkaç Öneri</span> <div class="clearfix text-formatted field field--name-body field--type-text-with-summary field--label-hidden field__item"><p class="text-align-justify" style="text-indent:35.4pt; margin-bottom:13px">&nbsp;</p> <p class="text-align-justify">Son dokuz aydır insanlık tarihinin zor zamanlarından birini, belki de en spesifik olanını yaşıyoruz. Bu süreç hayatımızı tepeden tırnağa etkilerken en çok da eğitim-öğretim sahasında kendisini hissettirdi. Salgının ilk günlerinde önce okullar tatil edilerek çeşitli önlemler alındı. Hemen sonra “uzaktan öğretimle” doğru bir hamle yapıldı. Çeşitli merkezi sınavlar başarı ile gerçekleştirildi. Ve birkaç aylık süreçte bu salgının en erken ve en geç ne zaman baş edilebilir hale geleceği ile ilgili uzmanlar öngörülerini paylaştı. Bu öngörülerin hiçbirinde “Eylül ya da Ekim aylarında yüz yüze eğitim normal şartlarda başlar.” şeklinde bir yaklaşım yoktu. Zaten birkaç ay içinde salgının tüm dünyada en az birkaç yıl süreceği uzman olmayı gerektirmeyecek biçimde normal insanlar tarafından da anlaşılmıştı.</p> <p class="text-align-justify">Bu süreçte hem bir öğretmen hem de bir veli olarak eğitim-öğretimin geleceğine dair ben de kaygılandım ve mayıs ayının başında* sosyal medya hesabımda <strong>“MEB; gereksiz dersleri müfredattan çıkartıp mevcut müfredatları hafifletip ders süre ve saatlerini azaltıp ikili eğitime geçmek zorunda. 30-35 kişilik sınıflarda bundan sonra eğitim "imkansız". MEB bunu düşünüyordur inşallah. Eylülde son dakika kaosu yaşamamak için….”</strong> şeklinde bir paylaşım yaptım. Çünkü konunun geleceğini görmemek imkansızdı.</p> <p class="text-align-justify">Salgın büyük bir sorun gibi dururken aslında eğitimde öteden beri var olan, kronikleşmiş büyük sorunların çözümüne dair bir kapı da aralıyordu. Ancak bu büyük sorunları çözmek için büyük bir hazırlık ve büyük bir konsensüs gerekiyor ve şimdi buna hazırlıklı değiliz. Şu anda öncelikli olan salgınla birdenbire ortaya çıkan “yüksek kaygıyı” gidermek. Bu noktada yapılması gerekenlere dikkat çekmek istiyorum.</p> <p class="text-align-justify">Sorun nedir, çözüm yolu nedir?</p> <p class="text-align-justify">Öncelikle salgının doğurduğu şartlarda eğitim-öğretimle ilgili sorun ebeveynlerde çocukları için “<strong>gelecek kaygısı”</strong> olarak ortaya çıktı.&nbsp; İyi bir lise, iyi bir üniversite kazanmak zaten eğitim-öğretim sürecinin en temel kaygısıydı. Hem veliler hem eğitim bürokrasisi için “başarı istatistikleri” en önemli göstergeydi. Başarı da LGS, TYT, AYT sınavlarındaki başarı nispetinde takdir görüyordu. <strong>Salgın sürecinde özellikle ebeveynlerde “öğrenci seçme sınavları”nda kendi çocuklarının bir kaybı olup olmayacağı en önemli kaygı haline geldi.</strong> “Salgından dolayı eğitim-öğretim aksıyor acaba benim çocuğumun bir kaybı olur mu?” &nbsp;Bu kayıp kaygısı “Sosyalleşmede bir sorun yaşar mı, yetenekli olduğu alanda kendini keşfetmesi aksar mı, iyi ve ahlaklı bir insan olması zora mı girer?” kaygısı değil sadece ve sadece “iyi bir liseye iyi bir üniversiteye yerleşebilir mi?” kaygısıdır. “Tek kaygı” salgından önce de “LGS, TYT, AYT” sınavlarına yönelikken, salgın sürecinde de aynı sınavlara dairdi. Bu, uzmanından yöneticisine, ebeveynlerden öğrencilere kadar herkesin malumudur. O halde bu süreçte yapılacak tek bir şey kalıyordu: Konunun muhataplarının neredeyse tamamında kaygıya dönüşmüş olan noktada çözüm üretmek. Bu noktada üretilecek çözümün sınav odaklı olacağı, sınav odaklı “öğretimin” eğitim ve öğretim noktasında ideal olmadığı eğitimin tüm paydaşlarınca bilinir. Ancak “sınav odaklı öğretim” 150 yıllık “zorunlu eğitim” sürecinin sonunda ortaya çıkan; ekonomiden tarıma, sanayileşmeden üretime, paranın paylaşımından statülerin paylaşımına kadar çok fazla başlığı kapsayan bir sorundur. Bu noktalarda çözüm üretmeden “sınav odaklı öğretim” konusunda sorunu çözmek salgın sürecinde yapılacak bir şey değildir. O halde salgın sürecinde daha da büyüyen “sınava yönelik yüksek kaygı”yı gidermek zorunlu hale gelmiştir. Dolayısıyla da pratikte uygulanabilecek ve kaygıları ortadan kaldıracak yöntemi bu noktada ortaya koymalıyız.</p> <p class="text-align-justify">Yüksek kaygının konusu olan “öğrenci seçme sınavları”nın müfredatı hepimizin bildiği gibi eğitim-öğretim sürecindeki derslerin tamamını kapsamaz. Bu da iki imkan doğurur:</p> <p class="text-align-justify">1- Sınavların konusu olmayan dersleri salgın bitene kadar askıya almak. Bu derslerin isimleri eğitim-öğretimin paydaşlarının malumudur.</p> <p class="text-align-justify">2- Hem adı geçen sınavların hem de matematik, fizik, kimya, biyoloji, edebiyat, tarih, coğrafya, din kültürü gibi derslerin müfredatlarında bir sınırlandırmaya gidilip salgın bitene dek özel bir müfredat uygulanabilir.</p> <p class="text-align-justify">Böylelikle okullarda okutulan dersler neredeyse yarı yarıya azaltılırken okutulacak derslerin müfredatında yapılacak düzenleme ile ders saatleri de yarı yarıya azaltılabilir.</p> <p class="text-align-justify">Daha az dersi, hafifletilmiş müfredatlarla haftada 40 saatte değil 20-25 saatte okutmak mümkün olunca bilfiil çalışacak olan öğretmenlerin ders yükü neredeyse yarı yarıya düşer. Bilfiil derse girmeyecek öğretmenler de “salgın sürecinde öğretim”e destek faaliyetlerinde görev alır (nöbet, sınav gözetmenliği vb.). İkili öğretim için derslikler uygun hale gelir. Böylelikle 15-20 kişilik&nbsp; sınıflarda ders işlemek mümkün olur. Okula gelmek istemeyen öğrenciler için televizyondan dersler yapılır. Özel okul ve etüt merkezleri de (dershaneler) konuya dahil olduğunda süreç işler. Devam zorunluluğu kaldırılır, sınıfta kalma uygulanır, sadece sınavlar yüz yüze yapılır, geçer puan alınması şartı getirilir. Böylelikle salgın bitene dek yüksek kaygı giderilmiş olur.</p> <p class="text-align-justify">Üstelik Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, MEB'in 2023 Eğitim Vizyonu sunumunda ders saatlerinde ve müfredatta düzenlemeler yapılacağını beyan etmişti. Bu, şu anlama geliyordu: Mevcut ders saatleri, dersler ve müfredatlar çağın gereklerine uymuyor, bazıları artık bir ihtiyaç değil, bazıları artık olmamalı, olacak olanlar da artık şu vasıflarda olmalı. Ve yakın geçmişte Cumhurbaşkanı Erdoğan da bir üniversitenin açılışında “topyekûn bir eğitim öğretim reformu” yapılmasının zorunlu olduğunu beyan etti. Yani salgından önceki durumun zaten “sağlıklı işlemeyen, fayda üretmekte zorlanan, çağın ve ülkenin ihtiyaçlarına karşılık vermeyen” bir nitelikte olduğu hem Cumhurbaşkanı hem de Milli Eğitim Bakanı tarafından açıklandı. Onlardan önce konunun uzmanları da mevcut durumla ilgili sorunlara dair çeşitli yayınlar yaptı, beyanatlarda bulundu. Salgın döneminde “normal şartlarda zaten sorunlu ve verimsiz olan bir şeyi” ısrarla sürdürmeye çabalamak zaman, enerji, emek ve nesil kaybıdır. 2023 vizyonunda ifade edilen değişiklikler tam da bugün yapılmayacaksa ne zaman yapılacak?</p> <p class="text-align-justify">“Müfredatı sınırlandırıp, dersleri azaltarak öğretim sürdürülse de okul sadece ‘öğretim’ değildir, ‘eğitim’ yönünü unutuyorsunuz.” denilebilir. Bu itiraza karşılık normal şartlarda eğitime dair eleştirileri hatırlatmak isterim. Neyse ki bu, başka bir başlığın konusu ve virüsün tek başına eğitim verdiği bir süreçte bir eğitim kaybı yaşamadığımızı söylemek mümkündür.</p> <p class="text-align-justify">Konuya dönüp şu anki uygulamaya bakalım:</p> <p class="text-align-justify">*Televizyondan ders devam ediyor.</p> <p class="text-align-justify">*İnternet üzerinden uzaktan öğretim devam ediyor.</p> <p class="text-align-justify">*Etüt merkezleri devam ediyor.</p> <p class="text-align-justify">*Peyderpey sınıflar açılıyor, yüz yüze eğitim devam ediyor.</p> <p class="text-align-justify">*Öğrenci bunlardan bir kaçına ya da tamamına birden katılma hakkına sahip olduğu gibi herhangi bir devamlılık zorunluluğu yok. Bu da sabahtan akşam 20.30’a kadar cumartesi dahil ders programı yapılmasına hatta buna rağmen yapılamamasına neden oluyor. Etüt merkezleri ile okulların saatleri çakışıyor. Öğrenci parasını verdiği dersi takip ediyor. Her hangi bir zorunluluk olmadığı için de eğitim-öğretim belli bir disiplinden uzak “yapmış olmak için yapmak” biçiminde devam ediyor. Tabi bu sırada ısrarla “tüm derslerde tam müfredat, tam ders saati**” uygulanıyor. Okuldaki kurum içi resmi yazılar salgın öncesinde neyse aynı biçimde devam ederken salgın kaynaklı ekstra yazışmalarla bürokrasi ve kırtasiye yükü katlanarak büyüyor.</p> <p class="text-align-justify">Bizde eğitim-öğretimin salgından bağımsız olarak ciddi ve çeşitli sorunları vardır. Bu yazı “salgın dönemindeki uygulamalara dair” kaleme alınmıştır. Eğitimin kronik sorunları aslında mevcut halin doğurduğu sorunlardan daha da ürkütücüdür. Bu başlık başka bir yazının konusudur.</p> <p class="text-align-justify">Büyük değişimler için kriz zamanları bir fırsat sunar. Bu fırsatı feraset, basiret, cesaret ve vizyonla yakalamak gerek. Yoksa konfora alıştığımız gibi sorunları çözmeye değil sorunlarla yaşamaya alışırız.</p> <p class="text-align-justify">&nbsp;</p> <p class="text-align-justify"><em>*(07/05/2020)</em></p> <p class="text-align-justify"><em>*Tam ders saatinden kasıt haftalık ders saati sayısıdır, ders süreleri 30 dakika şeklinde uygulanıyor.</em></p> <p class="text-align-justify">&nbsp;</p> <p class="text-align-justify">&nbsp;</p> </div> <span class="field field--name-uid field--type-entity-reference field--label-hidden"><a title="Kullanıcı profilini görüntüle." href="/yazarlar/abdurrahim-toprak" lang="" about="/yazarlar/abdurrahim-toprak" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="" class="username">Abdurrahim Toprak</a></span> <span class="field field--name-created field--type-created field--label-hidden">Per, 11/12/2020 - 12:02</span> <div class="field field--name-field-tags field--type-entity-reference field--label-hidden clearfix"> <ul class='links field__items'> <li><a href="/egitim" hreflang="tr">EĞİTİM</a></li> </ul> </div> <section class="field field--name-comment-node-makale field--type-comment field--label-hidden comment-wrapper"> <h2 class='title comment-form__title'>Yeni yorum ekle</h2> <drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderForm" arguments="0=node&amp;1=1040&amp;2=comment_node_makale&amp;3=comment_node_makale" token="KNbzqnrvR90NRrjqgf6PNfN8lb92CP-7Y6bPv7ODE6g"></drupal-render-placeholder> </section> <div> <div>Galeri</div> <div data-ratio="16/9" data-width="100%" data-maxwidth="100%" data-minwidth="100%" data-height="100%" data-maxheight="600" data-allowfullscreen="true" data-loop="true" data-shuffle="true" data-keyboard="true" data-click="true" data-swipe="true" data-trackpad="true" data-stopautoplayontouch="true" data-clicktransition="crossfade" class="fotorama"> </div> </div> Thu, 12 Nov 2020 09:02:18 +0000 Abdurrahim Toprak 1040 at https://www.fikircografyasi.com https://www.fikircografyasi.com/makale/salgin-surecinde-egitim-ogretim-icin-birkac-oneri#comments Okulu Bir Devlet Kurumu Olmaktan Neden Çıkarmalıyız? (1) https://www.fikircografyasi.com/makale/okulu-bir-devlet-kurumu-olmaktan-neden-cikarmaliyiz-1 <span class="field field--name-title field--type-string field--label-hidden">Okulu Bir Devlet Kurumu Olmaktan Neden Çıkarmalıyız? (1)</span> <div class="clearfix text-formatted field field--name-body field--type-text-with-summary field--label-hidden field__item"><p class="MsoNormal">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal text-align-justify">Kimi sözcükler esnekliklerinden ötürü işlevsizleşmişlerdir. Sıklıkla kullandığımız <b style="mso-bidi-font-weight:normal">‘okul’</b>, <b style="mso-bidi-font-weight:normal">‘eğitim’</b>, <b style="mso-bidi-font-weight: normal">‘öğretim’</b>, <b style="mso-bidi-font-weight:normal">‘öğrenim’</b> gibi kelimeler maalesef bu grupta yer alan sözcüklerdir. Çoğu zaman her biri bir diğeri yerine kullanılır yahut sadece kullanıcısının zihnindeki çağrışıma göre cümle içinde bir yerlere serpiştirilir. Sonuçta anlamlarından firar eden içi boş sözcükler olarak kalırlar.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify">Çoğu kişi öğrenmeyi okul ile mümkün bir süreç olarak görür. Eğitimi okul ile eşleştirme/eşitleme ile devam eder bu yan yana düşünme hali. Oysaki her insanın kişisel hikâyesinden de bilebileceği gibi öğrendiklerimizin çoğu okul-dışı kaynaklıdır. İtiraf etmemizde hiçbir sakınca yok; hepimiz sahip olduğumuz bilginin çoğunu okul dışından elde etmişizdir. Öte yandan sınırlı bir öğrenme ve çoğunlukla başarısız kalan bir beceri edindirme ile sona eren asgari 12 yıllık zorunlu kitlesel eğitim süreci okul adına eğitime ayrılan parayı, insan kaynağını ve iyi niyeti tek başına sahiplenir. Buna karşın öğrenimin doğrudan maliyeti her yerde toplam veriminden hızlı artmaktadır.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify">Başlıktaki soru, toprağı bol olsun; düşünür, tarihçi, teolog <b style="mso-bidi-font-weight:normal">Ivan Illich</b>’in ‘<b style="mso-bidi-font-weight:normal">Okulsuz Toplum’</b> isimli kitabında okuyucuyu karşılayan ilk yazısının başlığıydı. <b style="mso-bidi-font-weight:normal">Illich</b>’i bilenleri tenzih ederek söylüyorum ne var ki onu sadece bu kitabıyla tanıyanların çoğu bir tür indirgemeci maluliyet ile <b style="mso-bidi-font-weight:normal">Illich</b>’in <b style="mso-bidi-font-weight:normal">Okulsuz Toplum</b>’da yer verdiği ciddi eğitim eleştirilerini maalesef aynı ciddiyetle değerlendirememişlerdir. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify"><b style="mso-bidi-font-weight: normal">Illich</b>’in okul eleştirisi, onun modern toplumun manipülatif ve endüstriyel kurumlarına karşı açtığı savaştan bağımsız düşünülmemeli. <b style="mso-bidi-font-weight:normal">Ivan Illich</b> üretimden tüketime, eğitimden bilime dünya sisteminin ekonomik ve bilişsel çerçevelerine ömrü boyunca yazdıkları ile darbe üstüne darbe vurmaya azmetmiş bir filozoftu. Viyana’da doğan, tarih ve teoloji eğitimi alan ve bir süre papazlık yapan <b style="mso-bidi-font-weight:normal">Illich,</b> 20. yüzyılın en radikal düşünürü olarak anılacaktı. Egemen paradigmanın bugün bizzat mağdur ettiği kitleler tarafından bile sahiplenilen ve birer itikat düzeyinde şüpheye yer bırakmaz bir biçimde kabullenilen yaygın umdelerine o, yıllar önce kaleme aldığı eserleriyle meydan okumuştu. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><span style="font-size:16.0pt; line-height:107%">Dünya görüşümüzün endüstrileşmesi<o:p></o:p></span></i></b></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal">“Gerçeğin herkesçe paylaşılan algılanışında endüstrinin yol açtığı bozukluk, bizi yaptığımız işlerdeki ters amaç düzeyine karşı körleştirmiştir.”, </i></b>der<b style="mso-bidi-font-weight: normal"> Illich. <span style="mso-spacerun:yes">&nbsp;</span></b>Başlıca eserlerinde eğitim, enerji tüketimi ve tıp kurumunu, <b style="mso-bidi-font-weight:normal">‘radikal tekel’</b> ve <b style="mso-bidi-font-weight:normal">‘karşı üretkenlik’</b> <b style="mso-bidi-font-weight:normal">(counter-productivity)</b> kavramları çerçevesinde eleştirir. Endüstriyel tüketim toplumunun hiçbir zaman herkes için karşılanabilir olamayacak ihtiyaçlar belirleyerek yarattığı kıtlık durumunu çözümler. ‘<b style="mso-bidi-font-weight:normal">Gender’</b>, isimli çalışmasında ise erkek ve kadının modern toplum tarafından ortadan kaldırılan <b style="mso-bidi-font-weight:normal">‘birbirini tamamlaması’</b> üzerine yazar.&nbsp;<b style="mso-bidi-font-weight:normal"><o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal">“Daha fazla kurumsallaşma ve uzmanlaşma üreterek bireyleri kendi kararlarını verme ve kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olma hakkından yoksun bırakıyor. ”</i></b>diyen<b style="mso-bidi-font-weight:normal"> Illich</b>’in hedefinde modern toplumun kurumsal yapıları vardı. Son derece özgün bir kavrayışla bu kurumların nasıl bir<span style="mso-spacerun:yes">&nbsp; </span><b style="mso-bidi-font-weight:normal">‘karşı-üretkenlik’ </b>yarattığını analiz eder. Karşı üretkenlik başlangıçta yararlı olan bir uygulamanın olumsuz bir şekle dönmesi anlamında kullanılır<b style="mso-bidi-font-weight: normal">. Illich</b>’e göre bir eşiğe ulaşıldıktan sonra kurumsallaşma <b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal">karşı-üretkenlik</i></b> doğurur.<span style="mso-spacerun:yes">&nbsp; </span>Buna göre mesela, motorlu taşıtlar ulaşılabilir kıldıkları uzaklıkları toplumun çoğunluğu için aynı zamanda ulaşılamaz hale getirmişlerdir. Keza teknolojik pek çok buluş için de bu söylenebilir. Daha fazla tedavi daha çok iyileşme/sağlık olmadığı gibi daha fazla okullaşma da daha çok eğitim anlamına gelmemektedir.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal">Sağlığın Gaspı</i></b>’nda <b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal">“Tıp kurumu sağlık için büyük bir tehlike haline gelmiştir. Tıptaki profesyonel egemenliğin etkisi salgın boyutuna ulaştı.”</i></b>, derken <b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal">Okulsuz Toplum</i>’</b>da <b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style: normal">“Okullaşmanın artması, silahlanmanın artması ölçüsünde tehlikelidir ama bu tehlike istenildiği oranda ciddiye alınmıyor.”</i></b>, diyecektir. Illich kurumların elinde doğup onların nezaretinde ölen modern bireyin kurumlar elindeki içler acısı durumunun okul ile ilgisi/ ilintisi olduğunu düşünüyordu. Kuşkusuz diğer kurumların telkin ve aşılamalarının farkındaydı ne var ki okulun daha temelde bir yer tuttuğunu düşünüyordu. Bu tespitlerinde yalnız da değildir.<span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;color:#3A3A3A;background: white"> </span><b style="mso-bidi-font-weight:normal">Michel Foucault</b>’un da altını çizdiği bir durumdu bu. Onun okul - fabrika arasındaki analojiye imkân veren yapısal ortaklığa ilişkin işareti dikkate değerdir mesela. Nasıl ki fabrikada bant sistemi içerisinde çeşitli fasılalardan geçerek aynı anda çok sayıda ve tek bir biçimde standart olarak imal edilen bir mamul mümkün olabiliyorsa, insanlar da benzer bir bant sistemine entegre edilerek makbul vatandaşlar haline getirilebilirler. Hem iktidarın arzu ettiği ideolojinin taşıyıcıları hem de fabrika bacalarının tütmesini mümkün kılmaya yetecek teknik becerileri aynı anda aynı yerde kazanabilirler. İşte bu varsayım kadim dönemlerden farklı olarak modern dönemde eğitimin konumlandırılması ile sonuçlandı.<span style="mso-bidi-font-weight:bold"> Eğitimin önemine yapılan vurgunun eğitimin devletleştirilmesi ile eş zamanlı olarak artması, bu açıdan üzerinde durulması gereken bir husustur.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify"><b><i style="mso-bidi-font-style: normal"><span style="font-size:16.0pt;line-height:107%">Zorunlu eğitim ideolojisi</span></i></b><b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><span style="font-size:16.0pt;line-height: 107%"><o:p></o:p></span></i></b></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify">Eğitim-öğretimin dünyevi bir kurtuluş dini olarak kutsandığı modern dönemde, <b style="mso-bidi-font-weight: normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal">zorunlu eğitim ideolojisi</i></b>ne karşı <b style="mso-bidi-font-weight:normal">Illich</b>’in yaptığı türden eleştiriler meskûn mahallere bomba atmaktan farksız görünecektir. Bilhassa tedrisi süreçten geçmiş bir zihin neye maruz bırakıldığı üzerinde bir tefekkür içine girmemişse kolayca tüm bu tespitleri yadsıyabilir de. Ne var ki bu yadsıma hali tam da tespite konu olan kurumlar eliyle imal edilmiştir. Bu şuna benziyor aslında; <i style="mso-bidi-font-style:normal">kurumsal bilgi bizlere çocukların okula ihtiyaç duyduğunu, çocukların öğrenme işini okulda başarabileceklerini söylüyor. Fakat, bu kurumsal bilginin kendisi okul denen kurumun bir ürünü.</i> Geride bıraktığımız 200 yılda dünya nüfusunun çoğunluğuna bu ürün satılmıştır. Bu 200 yıllık aktarım bugün her dinden her meşrepten insanı söz konusu eğitim olduğunda aynı <b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style: normal">üst-ideoloji</i></b>nin çatısı altında toplayabilmektedir.<span style="mso-spacerun:yes">&nbsp; </span><b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal">Zorunlu eğitim ideolojisi</i></b> olarak adlandırabileceğim ve eğitim kanaatlerini tekilleştiren hayal gücünü ise neredeyse sıfırlayan eğitime dair bir kanaat ortaklığıdır söz konusu olan. Haliyle ortalıkta bu ortaklığın dışında başkaca kanaatler olmayınca eğitime dair görüş ve düşüncelerde herhangi bir nitelik farkı da ortaya çıkamamaktadır. <span style="mso-spacerun:yes">&nbsp;</span><o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal">Zorunlu eğitim ideolojisi</i></b> bir dizi yasal güvence, diploma tekeli ve ürettiği bir takım mitler ile meşrulaştırır kendini. En sonuncuya örnek olması açısından <span style="mso-spacerun:yes">&nbsp;</span>“eğitim hakkı”, “eşit eğitim fırsatı” gibi önermeleri anabiliriz.<span style="mso-spacerun:yes">&nbsp; </span>Her ne kadar “eşit eğitim fırsatı” <span style="mso-spacerun:yes">&nbsp;</span>arzu edilebilir bir amaç gibi görünse de bunun tek tip zorunlu eğitim ile sağlanacağına inanmak <b style="mso-bidi-font-weight:normal">Ivan Illich</b>’in ifadesiyle <b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal">kurtuluşu, kiliseyle karıştırmak</i></b> anlamına gelmektedir. Yine <b style="mso-bidi-font-weight: normal">Illich</b>’in ifadesiyle söylersek <b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal">okul, modern proletaryanın dünya dini haline gelmiş ve teknolojik çağın fakir insanları için faydasız kurtuluş vaatlerinde bulunmaktadır. </i></b>Sık sık medyatik bir fragman olarak karşımıza çıkarılan istisna<span style="mso-bidi-font-family:Calibri;mso-bidi-theme-font:minor-latin">î</span> “başarı” hikayelerinin alt metninde bu kurtuluş vaadinin canlı tutulma amacı vardır. LGS birincisinin filanca köyde yaşayan bir çoban olduğu haberi istisna<span style="mso-bidi-font-family:Calibri;mso-bidi-theme-font:minor-latin">î</span> başarıya <i style="mso-bidi-font-style:normal">–başarı ne kelime mucize!-</i> işaret etmesinin yanında, zorunlu eğitim ideolojisinin propaganda makinesinin de muntazam çalıştığını göstermektedir. <b style="mso-bidi-font-weight:normal"><i style="mso-bidi-font-style:normal"><o:p></o:p></i></b></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify"><o:p>&nbsp;</o:p></p> </div> <span class="field field--name-uid field--type-entity-reference field--label-hidden"><a title="Kullanıcı profilini görüntüle." href="/yazarlar/ali-aydin" lang="" about="/yazarlar/ali-aydin" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="" class="username">Ali Aydın</a></span> <span class="field field--name-created field--type-created field--label-hidden">Per, 11/12/2020 - 11:48</span> <div class="field field--name-field-tags field--type-entity-reference field--label-hidden clearfix"> <ul class='links field__items'> <li><a href="/dusunce" hreflang="tr">DÜŞÜNCE</a></li> <li><a href="/egitim" hreflang="tr">EĞİTİM</a></li> </ul> </div> <section class="field field--name-comment-node-makale field--type-comment field--label-hidden comment-wrapper"> <h2 class='title comment-form__title'>Yeni yorum ekle</h2> <drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderForm" arguments="0=node&amp;1=1039&amp;2=comment_node_makale&amp;3=comment_node_makale" token="8mV1VY5Hm8bt9a3kWvhRUifvfX6ufauqC3YkP9SjmDc"></drupal-render-placeholder> </section> <div> <div>Galeri</div> <div data-ratio="16/9" data-width="100%" data-maxwidth="100%" data-minwidth="100%" data-height="100%" data-maxheight="600" data-allowfullscreen="true" data-loop="true" data-shuffle="true" data-keyboard="true" data-click="true" data-swipe="true" data-trackpad="true" data-stopautoplayontouch="true" data-clicktransition="crossfade" class="fotorama"> </div> </div> Thu, 12 Nov 2020 08:48:33 +0000 Ali Aydın 1039 at https://www.fikircografyasi.com https://www.fikircografyasi.com/makale/okulu-bir-devlet-kurumu-olmaktan-neden-cikarmaliyiz-1#comments Bu Şekilde Kapsamlı Bir Eğitim Reformu Neden Ol(a)maz? https://www.fikircografyasi.com/makale/bu-sekilde-kapsamli-bir-egitim-reformu-neden-olamaz <span class="field field--name-title field--type-string field--label-hidden">Bu Şekilde Kapsamlı Bir Eğitim Reformu Neden Ol(a)maz?</span> <div class="clearfix text-formatted field field--name-body field--type-text-with-summary field--label-hidden field__item"><p class="text-align-justify"><o:p></o:p></p> <p class="text-align-justify">İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi açılış töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan “kapsamlı bir eğitim-öğretim reformu yapmamız gerekiyor” tespitinde bulundu. Medeniyet tasavvurumuza sahip nesiller yetiştirmek, kültürel iktidarı tesis etmek gibi vurgularıyla konuşma, Cumhurbaşkanı’nın daha önce de değişik vesilelerle dile getirdiği “eğitim, kültür alanında başarısızız” tespitinin devamı niteliğindeydi. Belirtilen alanlarda kapsamlı reformlara muhtaç oluşumuz herkesçe kabul gördüğüne göre mevzuya dikkatle bakmamız gerekiyor. Çünkü bu tespit aslında yakından bakıldığında alana ilişkin bir itiraf, itham ve çağrı aynı zamanda. O halde tespitin içerisinde yer aldığı söylemin mimarisini de gözeterek “reform” talebimizin neye karşılık geldiğini netleştirmek durumundayız. <o:p></o:p></p> <p class="text-align-justify"><strong>Reform ihtiyacımızda problem nedir?</strong><o:p></o:p></p> <p class="text-align-justify">Sayın Cumhurbaşkanı’nın konuşması açıkçası dile gelen ve gelmeyen önermeleriyle o kadar sorunlu, çelişik ve izaha muhtaçtı ki nereden başlayacağımı bilemiyorum. Öncelikle kapsamlı bir reforma muhtaçlığımızın gerekçesi nedir? Neden muhtacız? Arzu ettiğimiz insanı yetiştirmediğimiz ve beklediğimiz başarıyı gerçekleştiremediğimiz için. Peki, bunun gerekçeleri nedir? Arzu ettiğimiz insanı niçin yetiştiremiyoruz? Beklediğimiz başarının gerçekleşmemesinin önündeki engeller nedir? Yönetim zafiyeti mi var? Kadrolar mı yetersiz? Organizasyon mu problemli? Kullandığımız araçlarda mı sıkıntı var? Yaşadığımız problem, paradigma problemli mi? Araç-amaç denklemimizde mi yanlışlık var? Eğitim felsefemiz var da yanlış araç mı seçiyoruz? İnanmışlık/adanmışlık problemimizden mi kaynaklanıyor problem? Problemin ne olduğuna ilişkin soruları uzatmak mümkün. Bu babda yeterli fikir veriyor sıraladığım sorular. <o:p></o:p></p> <p class="text-align-justify"><strong>Reforma ihtiyacımız olduğunu nasıl tespit ettik?</strong><o:p></o:p></p> <p class="text-align-justify">Gelelim mevzunun başka bir boyutuna. Tespit ettiğimiz problemin gerekçelerinin ne olduğunu nasıl tespit ettik? Problemimizin gerekçesinin yürürlükteki eğitim paradigmasından kaynaklandığını veya kaynaklanmadığını nasıl, ne zaman, ne şekilde tespit ettik? Yaşadığımız problemin gerekçesinin şu değil de bu olduğunun meşru, makul, mantıklı bir tespiti var mı? Böyle bir tespitin yapılabilmesi için ülkemiz sathında ilgili olanların görebileceği bir arayış var mı? Eğitim-öğretim, kültür alanında yürütülecek gündelik etkinlikler dışında işin ne olması/nasıl olması gerektiğine ilişkin ontolojik bir arayışın, bir gayretin, bir tartışmanın olduğunu gören, duyan var mı? Eğitim-öğretim alanında dişe gelir istikrarlı bir tane periyodik yayının bulunmadığı ülkemizde eğitim kavrayışının ve dolayısıyla tartışmasının bir takım klişelerle/ezberlerle yürütüldüğü gerçeğini dikkate aldığımızda reform söylencesinin bir anlamı olabilir mi? Böyle bir vasatta yapılacağı söylenen hatta vaat edilen köklü, bütüncül, sistemik dönüşümlerin gerekçelerinin açık, net, anlaşılır ve kabul edilebilir olması anlamlı bir kamu politikasının olmazsa olmazı değil mi? vb.<o:p></o:p></p> <p class="text-align-justify"><strong>Reforma muhtaç oluşumuzun müsebbipleri kimlerdir?</strong><o:p></o:p></p> <p class="text-align-justify">Devam edelim. Kapsamlı bir reforma muhtaçlığımız açık ve söz konusu alanda başarısız isek o zaman bu başarısızlığımızın nedenleri içinde başarısızlığın müsebbiplerini de saymamız gerekmez mi? Değişik vesilelerle dile gelen bu başarısızlığın müsebbibi kimdir/kimlerdir? Niye başarısızdırlar? Başarısızlar ise bu başarısızlık nedeniyle ne tür bir faturayla karşı karşıya bırakılmışlardır? Örneğin bu başarısızlığın müsebbibi Milli Eğitim Bakanı mıdır? MEB’in merkez teşkilatı mıdır? Bakan yardımcıları, genel müdürler midir? Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi içinde oluşturduğumuz “eğitim ve öğretim politikaları kurulu”nun payına bir şey düşüyor mu? YÖK, üniversiteler? Başarısızlığımızda sorumlu olanlar içinde bunlar var ise sorumluluklarını neden yerine getirmediler ve yerine getirmedikleri için yukarıda belirttiğim gibi ne tür bir karşılık gördüler? Özellikle MEB’de sorumluluk üstlenen bakanlar, müsteşarlar, genel müdürler vs. ortada kabul edilmesi mümkün olmayan başarısızlık var ise bu başarısızlığın bedelini nasıl ödediler? Tenzil-i rütbeye mi uğradılar yoksa daha üst makamlarla taltif mi edildiler?<o:p></o:p></p> <p class="text-align-justify"><strong>Bu sistem baştanbaşa değişecekse ne yapıyoruz şu an?</strong><o:p></o:p></p> <p class="text-align-justify">Bağlantılı diğer bir husus da bu tespitin kamusal işleyişimizin nasıl olduğuna dair önümüze getirdiği vahim tablo. Sayın Cumhurbaşkanı bu tesbiti yapıncaya kadar başarısız olduğumuz gerçeğini niye kimse dile getirmedi? Eğitim ve öğretim politikaları kurulu bu tespitin neresinde? Milli Eğitim Bakanlığı ve bakanı bu tespite ne diyorlar veya bu tespitin neye karşılık geldiğini düşünüyorlar? Bu tespitin yürüttüğümüz sisteme yansıması nedir? Tespite katılıyorlarsa sistemin baştanbaşa değişmesi gerekiyor. Sistem baştanbaşa değişecekse niye şu ana kadar kararlılıkla değişmeyecekmiş izlenimi uyandırıldı? Değiştirilecekse bu nasıl olacak? Ne içerikte olacak? vs. Başarısız isek ve dolayısıyla başarısız bir sistemimiz mevcut ise o zaman küresel salgın nedeniyle içinden geçtiğimiz şu olağanüstü koşullarda bu ülkeyi başarısız ve beklentileri karşılamayan bir sisteme dahil etmek için uygulanan fiziksel, psikolojik markajın anlamı nedir? <o:p></o:p></p> <p class="text-align-justify"><strong>Reforma ihtiyacımız var reform tespiti değil!</strong><o:p></o:p></p> <p class="text-align-justify">2018 Ekim ayında gerçekleştirilen 2023 Eğitimi Vizyon Belgesi’nin tanıtım toplantısında Sayın Cumhurbaşkanı çok benzer bir konuşmayla bize arzu etiklerimiz için 2023’ü göstermişti. Şimdi de benzer bir tarzda 2053’ü gösteriyor. Türkiye’nin kıskançlıkla, titizlikle geleceği üzerine titremesi gerekirken maalesef elbirliğiyle “geleceği eskitiyoruz”. Daha önce dile gelen benzer tespitlerde de önemli olanın tespit olmadığını bu tespiti nasıl gerekçelendirdiğimizin, hangi yaklaşımdan hareket ettiğimizin ve gerçekleşmesini arzu ettiğimiz iyi/güzel sonuçların ne olduğundan ziyade süreç sistematiğimizin nasıl yapılandırıldığının hayati önem arz ettiğini dile getirmiştim. “Kapsamlı bir reforma ihtiyacımız var” cümlesi hiç şüphesiz doğru, yerinde bir cümledir. Bu ülkede bu cümlenin Cumhurbaşkanı gibi en etkili ve yetkili makamca dile gelmesi de ayrıca çok önemlidir. Ancak problem şu ki; reforma ihtiyacımızın olduğunun tespiti kendi başına ne reform anlamına geliyor ne de çok önemli ve bilinmeyen bir buluşa işaret ediyor. Hepimiz biliyoruz ki hayatımızın pek çok alanında olduğu gibi eğitim alanında da yapısal dönüşümlere ihtiyacımız var. Yine hepimiz biliyoruz ki pek çok alanda olduğu gibi eğitim alanında da mevcut, işlevsiz ve sürdürülmesi anlamsızdır. Hele hele “kapsamlı bir reforma ihtiyacımız var” tespiti ülkemizde olduğu gibi belirli aralıklarla yürütmenin başındaki kişi tarafından dile geliyor ve etkili yetkili tüm kurum ve kişiler bu tespitten hareketle pozisyon alıyorlarsa burada çok daha kapsamlı ve çok daha acil reformlara muhtaç olduğumuz izahtan varestedir. Bu mevzuda esas kritik nokta, esas hayati önemde olan husus budur. <o:p></o:p></p> <p class="text-align-justify"><strong>Düzen değişmezse sonuç değişmez!</strong><o:p></o:p></p> <p class="text-align-justify">Başarısızlık tespitine gösterdiğimiz coşkulu onama kadar bu tespit tarzına ve bu coşkulu onamamıza da hayret etmemiz gerekiyor. Eğitimdeki başarısızlığımızdan ziyade eğitimdeki başarısızlığımızı hal yoluna koymaya çalışan bu tarza odaklanmamız gerekiyor. Bu tarz değişmediği müddetçe 2053’te de, 2071’de de aynı sonuçlarla hayal kırıklığına uğramaya devam edeceğiz. Değişmesi gereken şeyleri değiştirmediğiniz sürece memnun olmadığınız sonuçları gönlünüzden geçen iyi ve güzel temennilerle değiştirebileceğinizi düşünmek neden bahsettiğinizi, bahsettiğiniz şeyin neye karşılık geldiğini bilmemektir. <o:p></o:p></p> <p class="text-align-justify">Eğitim-öğretim kavrayışının günümüz dünyasının mahiyeti ve alanın gerçekliğinden bağımsız şekilde bir takım ezberlerle, eğitimi cendereye alan bir takım klişelerle ve bağlamdan bağımsız temennilerle şekillendiği bir vasatta eğitimde başarısız olmamızın, kapsamlı bir reforma muhtaç oluşumuzun sürpriz olmayacağı açıktır. Küresel ölçekte varlığı devam eden eğitim-öğretim sisteminin ekonomik, sosyal, siyasal, teknolojik ve felsefi anlamda varoluş koşulları büsbütün değişmiştir. Bugünkü sistem, layıkıyla defni gerçekleşmediği için hayatımıza musallat olan bir hayalettir. Toplumsal ilişkilerin, kültürel aktarımın, sosyalleşme biçiminin giderek başkalaştığı hatta çözüldüğü bir süreçte varoluş stratejisini devlet tekelinde yürütülecek bir takım resmi çözümlere bağlamak, hele hele bunun merkez üssünün cenazesi kaldırılmadığı için canlı muamelesi yapılan bu zorunlu-kitlesel eğitim formu olduğunu düşünmek yaşadıklarından ders almamak, kendi varlığına, geleceğine kast etmektir. Bu bağlamda kültürel iktidar, medeniyet tasavvuru olan nesiller vs. gibi ifadeler bir arzunun ifadesi olarak anlamsız değiller elbette. Ancak bu arzunun hangi zaman diliminde ve hangi mekânsal ilişki ağında neden hayata geçmediği, içeriklerinin ne olduğu, hangi temsillerle ete kemiğe büründükleri, hangi araçlarla nasıl gerçekleşecekleri gibi pek çok başlıkta soru(n)larla yüzleşmeyi gerektiriyorlar. Bir reform söylencesi içinde hayat sürdürüyor oluşumuzun en önemli nedenlerinden birisi de zaten yüzleşilmesi gereken onca soruyla, sorunla yüzleşmememiz hatta o soruların, sorunların varlığından bile haberdar olmayışımız değil mi? Gerçekten haberdar olsaydık reform söyleminde bu kadar cesur olabilir miydik?<o:p></o:p></p> </div> <span class="field field--name-uid field--type-entity-reference field--label-hidden"><a title="Kullanıcı profilini görüntüle." href="/yazarlar/abdulbaki-deger" lang="" about="/yazarlar/abdulbaki-deger" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="" class="username">Abdulbaki Değer</a></span> <span class="field field--name-created field--type-created field--label-hidden">Cu, 11/06/2020 - 18:51</span> <div class="field field--name-field-tags field--type-entity-reference field--label-hidden clearfix"> <ul class='links field__items'> <li><a href="/egitim" hreflang="tr">EĞİTİM</a></li> </ul> </div> <section class="field field--name-comment-node-makale field--type-comment field--label-hidden comment-wrapper"> <h2 class='title comment-form__title'>Yeni yorum ekle</h2> <drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderForm" arguments="0=node&amp;1=1036&amp;2=comment_node_makale&amp;3=comment_node_makale" token="Q4pjFEuWEAHWo--APE7RVtbfPeeYMshxhRlUXCjzw6c"></drupal-render-placeholder> </section> <div> <div>Galeri</div> <div data-ratio="16/9" data-width="100%" data-maxwidth="100%" data-minwidth="100%" data-height="100%" data-maxheight="600" data-allowfullscreen="true" data-loop="true" data-shuffle="true" data-keyboard="true" data-click="true" data-swipe="true" data-trackpad="true" data-stopautoplayontouch="true" data-clicktransition="crossfade" class="fotorama"> </div> </div> Fri, 06 Nov 2020 15:51:17 +0000 Abdulbaki Değer 1036 at https://www.fikircografyasi.com https://www.fikircografyasi.com/makale/bu-sekilde-kapsamli-bir-egitim-reformu-neden-olamaz#comments