DÜŞÜNCE

Osmanlının Bir Kültür Politikası Var mıydı?

10 Nisan 2020
Çaldıran Savaşı sonrasında Tebriz ve çevresinden getirdiği çok sayıda sanatçı ile Doğu ve Batı kültürleri arasında yeniden bir sentez oluşturmuş ve böylece doğu Türk-İslam kültüründe teşekkül eden birikimle Osmanlı kültürünü son bir kez güçlendirmiştir. Kuşkusuz, Kanuni Sultan Süleyman döneminde siyasi alanda olduğu gibi kültürel alanda da elde edilen parlak başarılar İstanbul’un fethi sonrasından itibaren yatırım yapılmaya başlanan kültürel birikimin muhteşem patlamasıdır. Kuşkusuz, Kanuni Sultan Süleyman atalarından devraldığı birikimi en üst düzeyde teşvik ederek bunun gelişmesine zemin hazırlamış ama başka alanlar gibi asıl daha önceki birikimlerin bir anlamda  değerlendiricisi olmuştur.

Tanrısını Öldürenlerin Büyümesi Durunca

18 Eylül 2022
Tüm dünya büyük bir kaosa sürükleniyor. Bu kaostan kurtulmanın bir yolu, kapitalizmin şapkadan bir tavşan daha çıkarması ve büyüme motorunu yeniden ateşleyecek yeni bir mucizevi buluş yapması, akla hayale gelmedik bir inovasyon yaratması. Bu da şu an çok muhtemel görünmüyor.

Türkiye'nin Enflasyon Sorunu: Nedenler, Sonuçlar, Çözüm Önerileri

06 Eylül 2022
Neden bu kadar çok para basmak zorunda kalıyoruz? Çünkü devasa bütçe açıkları veriyoruz. Neden devasa bütçe açıkları veriyoruz? Çünkü bütçe gelirlerini artıramıyor, ama bütçe/kamu harcamalarını alabildiğine artırıyoruz. Kamu harcamaları neden artıyor? Çünkü savunma harcamalarımız çok fazla; kısa sürede kendini amorti etmesi mümkün olmayan büyük çaplı kamu yatırımlarına girişiyoruz; fizibilitesi iyi yapılmamış Hazine garantili yatırımlara izin veriyoruz; sosyal yardım amaçlı kamu harcamalarında ölçüyü kaçırıyoruz. Yine bu çerçevede dış ilişkilerimizin gergin olması, gücümüzle orantılı olmayan risk alma iştahımız, iç siyasi gerilimin yüksek olması, merkez bankası bağımsızlığını fiilen ortadan kaldıran müdahaleler, liyakatten sapan, kurumları zayıflatan keyfi uygulamalar, belirsizliği artırıp ülke riskini artıran icraat ve tutumlar, zaten olumsuz uluslararası konjonktürle birleşip bize yüksek CDS primi, yüksek kamu açığı, yüksek borçlanma ve para basma ihtiyacı olarak geri dönmektedir.

Efendi ve Köle İlişkileri

30 Ağustos 2022
Üzülerek belirtilmeliyiz ki iman sahibi olduğu söylenen Müslüman topluluklarda efendi-köle ilişkisi çok daha yaygın ve belirgindir. Batı’nın aklı ve özgürlüğü esas alan aydınlanma düşüncesi, Müslümanlık kültüründe yerleşmiş değildir. Oysaki İslâm, yüzyıllar öncesinde insanları aydınlatmış ve “Allah’tan başka ilah olmaması; başkasına kulluk yapılmaması, seçilmiş insan, halk, ırk ve sınıf bulunmaması, insanların Allah katında eşit olması” hususlarında genel ilkeler koymuşken, ortada ciddi bir efendi-köle ilişkisi sorunu bulunmaktadır. Allah ile kul arasındaki Rab-kul ilişkisi, yanlış aktarılarak, iman  yetersizliğiyle birlikte fani kullara da ‘kutsal liderlik’ unvanı verdirmiş ve de efendi-köle ilişkisi bu suretle yerini korumuştur.

Efendisi Olan Bir Millet Neden Köylülükten Kurtulamaz?

11 Ağustos 2022
Köylülük ile günümüz kentliliği arasında bırakın derece farkını, neredeyse metafizik karakterde ve aşılması imkansız bir mahiyet farkı vardır. Kentlerin her tarafı köylerden göç etmiş kitlelerce dolduruldu diye, bu mahiyet farkı ortadan kalkmış değildir.

Monte Kristo Kontu Don Kişot’a Karşı, Ya Behlûl?

10 Ağustos 2022
Kont ve Don Kişot’un zihniyeti yeni bir dünya tasarımı peşinde koşuyor. Bu mücadele her türlü ekonomik, siyasi ve askeri örgütlenmeleri, dinleri ve ideolojileri yeniden şekillendiriyor. En az bir nükleer tehdit kadar yıkıcı sonuçları olabilecek bu savaşın bir kazananından ziyade taraflara intisap edecek veya etmek zorunda kalacak ülkelerin tavırları izlenmeli. Ülkelerin savaşı olmanın ötesine çıkan bu zihniyet mücadelesi, devletleri her geçen gün içinden çıkılmaz bunalımlara sokuyor.

Hangi Medeniyet, Hangi Medine?

21 Temmuz 2022
Müslümanların bu tavrı Cabiri’nin vurguladığı gibi tarih anlayışlarında da açığa çıkar. Onlar için tarih bir yandan değişen, gelişen bir şeydir (şehirleşir), öte yandan tarihin altın çağı olan Asr-ı Saadet dondurulmuştur, değişmez. Müslümanlar medenileşirken şehirleşmeyi değil, Asr-ı Saadete öykünmeyi hayal ederler. Sanırım, “iki arada, bir derede” kalmış olmak böyle bir şeydir. Müslümanların bundan kurtulmaları da zordur. Bir gelecek hayal ve vaat ediliyorsa, bu ikircikten kurtulunması ve barbarlığın ve resmiyetin karşılığı olarak medenileşmenin tesis edilmesi gerekir. Barbarlığın karşıtı olarak şehirli, resmiyetin karşılığı olarak da topluma yayılmış (resmen empoze edilmeyen) bir yaşam düşüncesi tesis etmenin bir yolu bulunmalıdır. Yoksa cep telefonu kullanıp, ona dini programlar yükleyerek şehir din’lendirilmiş olmaz.