DÜŞÜNCE

Kitaplara Sığınan Adam: Cemil Meriç

13 Aralık 2021
Gerçek bir yazarın toprağa sırlanması, bir tohumun toprağa atılmasına benzer. Onun gidişi bir yok oluş değil, bilakis diriliştir. Yazıp çizdikleri ne zaman gerçek bir okura ulaşacak olsa, yazar bir daha dirilir. Yeniden ve defalarca dirilir... Ölüm geldiğinde herkesin söz hakkı bitse de bir yazarın söz hakkı ve konuşma süresi hiç bir zaman bitmez. Hayattayken söyledikleri kürsüye geçer ve sahibine vekâleten onlar konuşmaya başlar. Sözü daha da bereketlenir. Ebedîleşir. Yeşerir. Bire bin verir. Geçmiş Zaman Söyleşileri, bu bereketin tecessüm etmiş hâlidir. Ardında eserler bırakan yazarların, hayattayken yazıp çizdiklerini büyük bir titizlikle ve dikkatle okuyarak müstesna fikirleri ve altı çizilen satırları yeniden gün yüzüne çıkarmak ve onları hayalî bir söyleşi ikliminde okura yeniden sunmaktır. Bundan murad, kıymetli söz’e ve o sözü söyleyene bir vefa borcudur. Sözün sahibini hayırla anmak ve onun sadaka-i câriyesi olmaktır.

Güvenlik Politikaları ve Türkiye’nin Yeni Kırmızı Kitabı

08 Aralık 2021
Tüm dünyada giderek artan güvenlikçi politikaların etkisi Türkiye içinde geçerliği olacağı çok rahatlıkla söylenebilir. Görünen o ki; Türkiye, 15 Temmuz darbe girişimi ve öncesinde zedelenen ve ifşa olan Kırmızı Kitabını yeniden yazıyor. Kitabın içeriğini muhtemeldir ki yazanlar yani muktedirler bilecek. Ancak şurası kesin ki bu kitabın içeriği önceki kitaptan daha keskin ve sert maddeler içereceği söylenebilir.

20. Milli Eğitim Şûrası Üzerine

04 Aralık 2021
“Eğitimde fırsat eşitliği”, şu anki Şûra çalışmalarında ve benzeri bazı metinlerde ele alındığı üzere, alan içinde gerçekleşen teknik-tali aksaklıklar üzerinden okuyabileceğimiz, o lokasyonda tüketebileceğimiz bir mevzu olmadığının altını tekrar çizelim. Eğitim alanı içinde yer aldığı daha geniş ve büyük bir alanın yansıtıcısı oluyor çoğunlukla. Yani eğitim de içinde yer aldığı hayatın niteliğinden, o hayatın eşitsiz ve eşitsizlik üreten koşullarından bağımsız değil. Her ne kadar bu eşitsizliği gideren mucizevi aygıt olarak gösterilse de en azından meseleyi bütüncül kavrayabilmek açısından buna çekince koymakta fayda görünüyor.

Ulusların Ruhu Yaşlanırsa

01 Aralık 2021
Ulusların ruhu da bireyler gibi yaşlanıyor. İnsanın çocukluktaki fiziki ve ruhi hallerinin yaşlılıkta da tezahür etmesi gibi, “ortak ruhumuz” da tekâmülünü tamamlıyor. O da çocuklaşıyor vesselam. Olgunluk nasıl ki erdemin kapısı olabiliyorsa, yaşlılık da çocukluğun kötü bir kopyası gibi evreni kuşatıyor. Ortak ruhumuzun çocukluğu neresi? İlk insanlar mı? Bilginin ve teknolojinin bu denli hızlı geliştiği bir dönemde ortak ruhun ilk insana gönderme yapması normal mi? Ya da mümkün mü? Bilgimizi kutsamaya hiç gerek yok. Nietzsche der ki: “herkesin öğrenme hakkının olması, zamanla sadece yazmayı değil, düşünmeyi de mahveder”. Yani? Bilgimize fazla anlam yüklemeye gerek yok.

Enflasyon, Faiz, Sebep-Netice, Vesaire Vesaire…

21 Kasım 2021
Öncelikle şu noktanın altını önemle çizerek başlayalım: politikacıların, idarecilerin yahut bürokratların pek hoşuna gitmese de, iktisadın da –aynen fizik kanunları gibi- evrensel yasaları vardır. Bunlar şartlar oluştuğunda hükmünü icra eder, biz farkında olsak da, olmasak da; sonuçlar hoşumuza gitse de gitmese de. Nasıl ki yerçekimi kanunu diye bir fizik kanunu vardır; yukarıdan bırakılan her cisim kütlesiyle ve yerçekimi ivmesiyle orantılı bir hızla aşağı düşerse; mesela “ben bu kanunu tanımıyorum” diyen biri yüksekten atlamaya kalkıştığında 9.8 metre/saniye hızla aşağı düşer ve atladığı noktanın yüksekliği ve düştüğü zeminin sertliğine bağlı olarak ölür veya yaralanırsa; aynen bunun gibi, iktisadın evrensel yasalarına aykırı davranmanın da bir bedeli vardır ve yapılan hataların bedeli yüksek enflasyon, yüksek faiz, düşük büyüme ve ekonomik kriz olarak ödenir. Bu anlamda ekonomik krizler esasen bir “fiyat düzeltme hareketi”dir.

Sezai Karakoç: Bir Güzel Adamın Yürüyüşü

18 Kasım 2021
Dün Lahey’de bisiklet üzerindeyken kardeşim Ekrem aradı, Servet de yanında imiş. Sezai Ağabey yedi güzel adamdan biri miydi diye bir tartışma çıkmış memlekette. Evet, o güzel adamdı. Cahit Ağabey’in sözünü ettiği “yedi güzel adam”ı sağdan sayarak tespit etmeye, listesini çıkarmaya çalışmak isimde, resimde, şekilde kalmak olmaz mı? Mana ve maksat savuşur gider bu durumda.  Yedi rakamı kadim kültürlerde sonsuzluğu ifade eden bir remizdir, cümlenin malumu…

Edebiyat-Felsefe, Sanat-Ahlak

17 Kasım 2021
Bir çınar ağacına benzeyen sanat, türleriyle dallanır. Bu türleri, felsefe güçlendirip yeşillendirir. Felsefenin temelleri ışığında sanatı; sanatın türü olan edebiyatı; edebiyatın öznesi olan insanı kavrayabilmek öncelikli bir eylemdir. Bu eylem; insan olarak yaşamanın, yaşatmanın aslında ne kadar önemli olduğunun önemli bir göstergesidir. Bu anlamda “İnsan odağında, insan için sanat” bir düşünürün en temel odağıdır.

TAŞRA HALLERİ-1: Alacağın Olsun Ankara!

14 Kasım 2021
İşte “uygar kayıtsızlık” kavramı bu taşralı intikama kışkırtılmışlığın kaynağındaki tecrübeyi “steril sosyal olgu” diliyle kavramlaştırıyordu. Modern kent hayatı, karşılaşan kentlilerin davranışında kendini şöyle ele veriyordu: Şehrin insanı, uzaktan birbirini farkettiğinde anonim bir ilgililikle birbirini süzse de yaklaşırken birbiriyle hiç ilgilenmiyormuşçasına geçip gider birbirinin yanından. Bu kayıtsız tutum, modernliğin getirdiği bilinçli bir ilgisizlik, kasıtlı bir kayıtsızlık davranışıdır.

Osmanlı Devleti’nin Sahadan Çekilmesinden Sonra Yemen

14 Kasım 2021
Zeydîler, bugünkü İran rejiminin dînî-hukukî dayanak noktasını teşkil eden “velâyet-i fakîh”, yani beklenen imamın zuhuruna kadar ulemanın yönetimi geçici olarak devralması ilkesini kabul etmez. Zeydî mezhebine göre toplumu yönetme hakkı sadece Peygamber soyundan gelen imamlara aittir. 1904’ten itibaren Yemen’in özellikle dağlık bölgelerinde hâkimiyetini kabul ettirmeye başlayan 87. İmam Yahya Hamîdüddin, 1918’de Osmanlı ordusunun terhis edilerek silahlarını İngilizler’e terk etmesini öngören mütareke hükümlerinin uygulanmamasını savundu.