DÜŞÜNCE

Osmanlının Bir Kültür Politikası Var mıydı?

10 Nisan 2020
Çaldıran Savaşı sonrasında Tebriz ve çevresinden getirdiği çok sayıda sanatçı ile Doğu ve Batı kültürleri arasında yeniden bir sentez oluşturmuş ve böylece doğu Türk-İslam kültüründe teşekkül eden birikimle Osmanlı kültürünü son bir kez güçlendirmiştir. Kuşkusuz, Kanuni Sultan Süleyman döneminde siyasi alanda olduğu gibi kültürel alanda da elde edilen parlak başarılar İstanbul’un fethi sonrasından itibaren yatırım yapılmaya başlanan kültürel birikimin muhteşem patlamasıdır. Kuşkusuz, Kanuni Sultan Süleyman atalarından devraldığı birikimi en üst düzeyde teşvik ederek bunun gelişmesine zemin hazırlamış ama başka alanlar gibi asıl daha önceki birikimlerin bir anlamda  değerlendiricisi olmuştur.

Psikanalitik Diplomasi

14 Mayıs 2021
Bir ülkenin bir birey gibi geçmişindeki bütün zafiyet ve moral değerlerinin anlaşılmaya çalışılması eskiden biraz daha zahmetliydi. Bunun için ülkenin arşivleri didik didik incelenir, ülke içindeki her bir etnik, dini ve kültürel değerler için ayrı ayrı araştırmalar yapılır ve bunların hepsi çok özenli hazırlanmış anketler ile test edilirdi. Şimdiyse daha yüzeysel bir tarih bilgisi üzerine, günümüz sosyal medya tahlili birçok derde deva olabilmekte. Arap baharında çok başarılı bir şekilde işletilen bu süreç ile onlarca ülkede neredeyse hiç para harcanmadan ve güç kullanılmadan akla hayale gelmeyecek değişikler gerçekleştirildi.  Ve gerçekleştirilmeye devam ediyor. Benzeri bir süreç hali hazırda Rusya’nın çevrelenmesi sürecinde de başarılı bir şekilde uygulanmaktadır.

Hollanda Mektebi

12 Mayıs 2021
Hollandalı çalışkandır. Fevkalade çalışkandır. Devasa projeleri muvaffakiyetle tamamlama iradesine sahiptir. “Dijk”lar ve “polder” bunun şahididir. 16’ncı yüzyılda inşa edilen setler (dijk) denizden toprak kazanmanın bir yoludur. Hollandalı ile Karadenizlinin farkı şudur: Rizeli denizi doldurarak toprak kazanır; Hollandalı boşaltarak. Önce denizin içine setler inşa edilmiş, sonra setlerin arkasındaki sular denize pompalanmıştır. Polderlar böyle oluşmuştur ve bu işlem halen devam etmektedir.

İsrail, Müslümanlar ve Bitmeyen Uyuma Numarası

09 Mayıs 2021
Bütünselliğe, bağa, bağlantıya ve bunun önemine vurgu var. İşin ipi ucu burada kaçınca iş yukarıda belirttiğim gibi sorumluluk kaçkınlığına, kendi gerçekliğine karartma uygulamaya, ötekine yönelik aşırı vurgu ile kendini, kendini görünmez kılmaya dönüyor. Kendimi değiştirmeden, yapıp ettiklerimi değiştirmeden başkalarının arzu ettiğim yönde değişmesini arzu etmenin fantezi dünyasında yaşamayı seçmek ve başına gelecek her türlü musibeti hak ve o musibetlere davetiye çıkarmak olduğu ortadadır. Afrika atasözü çok çarpıcı: Uyuma numarası yapanları hiçbir güç uyandıramaz.

Psikolojiden Önce Ne Vardı: Pre-psikolojinin Tarihi

09 Mayıs 2021
Bilim olarak psikolojinin ortaya çıkışının bir öncesi vardır. Her ne kadar modern psikoloji göbek bağlarından kurtulmuş görünmekte ise de, pre-psikoloji diye bir şey vardır. Nasıl çocuğun doğumu için şartlar oluşturuluyor ise, psikolojinin doğumu için şartlar oluşturulmuştur ve bu şartları oluşturan pre-psikolojidir. Üstelik bu şartlar genellikle zannedildiği gibi fizikteki gelişmeler falan da değildir. Fizikteki gelişmeler psikolojinin doğumu için sezaryen gibidir. Oysa çocuğun ortaya çıktığı toplum, çocuğun anababası ve ataları onun tarihsel şartlarını oluşturur. Psikolojinin tarihsel şartları diğer bilimlerinki gibidir, ama ayrı bir tarihsel süreç ve gelişimi gösterir.

Eylemsiz Dua, Mescid-i Aksa ve Kadir Gecesi

08 Mayıs 2021
Dünyada Müslümanların kanı ve gözyaşı ile sulanmamış toprak bırakmayanlara karşı işi Allah’a havale edenler birbirlerine karşı nasıl da cengaverleşiyorlar. Her mezhep, her tarikat, her cemaat Cennet’in kapısını tutmuş kendilerinden olmayanları Cehennem’e göndermekle meşgul. Orada işi Allah’a bırakmıyorlar. Örgütlenirken, vakıf ve dernekler vasıtası ile maddi zenginlikler elde ederken, nüfus ve itibar peşinde koşarken, politik pazarlıklar yaparken, ticari olarak örgütlenirken işi Allah’a havale etmiyorlar.

“Kültüre, İktidar Olmak” veya “Kültürel İktidarı Sağlamak” Üzerine Bir Derkenar

06 Mayıs 2021
Cumhurbaşkanı’nın kastettiği “kültürel iktidarı sağlamak” meselesinin; sağlık, ekonomi, imar ve bayındırlık ve askeriyede uluslararası düzeyde sağlanmaya çalışılan itibarın ve gücün eğitim ve kültürde de sağlama çabası olarak algılamak isterdim. Fakat konuşmanın-metnin tamamına bakıldığında kast edilenin “kültürüne ve köklerine yabancılaşmış” yaklaşımlara atıfla “yerleşik bir hegemonyanın” yerinden edilerek yerine farklı bir gücün ikame edilmesi gereği olduğu anlaşılır. Ayrıca siyasal iktidarın, kültürün kurucusu veya inşacısı olmasının ne kadar doğru olduğu da tartışılmalı bir mevzudur. Tıpkı bir dönem “dindar neslin” devlet veya siyasal iktidar eliyle gerçekleştirilmek isteyişin yanlış olduğunu düşündüğüm gibi “kültüre, iktidar” olmayı da yanlış buluyorum ve siyasal iktidarların “kültüre, iktidar” olmasının sorunlu olduğunu düşünüyorum.

Pandemi: Evren Karşısında Acizliğimiz

03 Mayıs 2021
Dünya tabiat karşısındaki acziyetini her an yaşarken, diğer taraftan mikrobiyologlar hummalı bir şekilde aşı bulmak için gece gündüz çalışıyordu. Ve fakat aşı konusunda da bazı insanlarının zihni epeyce bir karışıktı. Aşı karşıtı lobiler bilimsel gerçeklikten ve delilden uzak çarpıtılmış bilgi(!) ve bulgularını (!) pazarlamaya başladı. Ancak unuttukları çok önemli bir gerçek vardı; insanlık tarihi boyunca ortaya çıkan salgınlardan korunmanın tek yolu aşılanmaktan geçiyordu.

1 Mayıs Bir Muhasebe Çağrısıdır

01 Mayıs 2021
Neredeyse her ay açıklanan açlık ve yoksulluk sınırlarında bir yaşama mahkûm edilen milyonlarca çalışanın varlığı bile çok büyük ve temel bir insani, ahlaki sorun olarak önümüzde duruyor. Aynı şekilde sosyal, kültürel haklarından kabul edilmesi mümkün olmayan bir takım yasal düzenlemelerle mahrum bırakılan, inançlarından, ideolojik-politik görüşlerinden dolayı baskı ve şiddet gören, mağduriyet yaşayanların çokluğu umut kırıcı düzeydedir. Asimilasyonun, yok saymanın, baskının, şantajın, manipülasyonun sistematik bir şekilde işlediği, insan onurunu ve izzetini periyodik şekilde aşındıran politikaların ve ekonomi-politik bir ilişki ağının işler vaziyette olduğu da ortadadır.